Komşuyu Yoksullaştırma Politikası
Ekonomide, kendini kurtarmak için komşuyu yoksullaştırma politikası (İngilizcesi beggar thy neighbour policy), bir ülkenin, ekonomik sorunlarını, diğer ülkelerin ekonomilerini bozacak yollara başvurarak çözmekte kullandığı yaklaşımlara verilen isimdir.
İlk kez Adam Smith tarafından
Ulusların Zenginliği adlı kitabında merkantilist ekonomi politikasının
eleştirisi olarak gündeme getirilmiştir. 15’inci yüzyıl ortalarından 19’uncu
yüzyıl ortalarına kadar geçen uzun dönemde bir yandan emperyalist fetihlerle
uzak ülkelerden değerli madenleri alıp ülkeye getirmeyi bir yandan da ithalatı
kısıtlayıp, ihracatı artırmayı özendiren merkantilist doktrin bütün Avrupa
ülkelerinin o dönemde temel politikası olmuştur. Avrupa ülkeleri ithalatı
kısıtlayabilmek için gümrük vergileri, kotalar uygulamışlardır. Zamanla bu yaklaşım,
ithal ikamesi adı altında aşağı yukarı aynı çerçevede ama daha farklı bir sunum
altında uygulanır olmuştur.
Sanayi devrimi sonrasında bu
görüşler yavaş yavaş değiştiyse de korumacılık belirli bir düzeyde devam etti.
Ülkeler, bir süre, daha çok bebek endüstri denilen yeni kurdukları sanayi
dallarındaki üretimi kollamaya yöneldiler. Zaman içinde ödemeler dengesi
sıkıntısına giren ülkeler ya ithalat yasaklamalarına veya gümrük vergilerini
artırmaya ya da kur silahını çekerek devalüasyon yoluna başvurmaya ve bu yolla
ithalatlarını düşürüp ihracatlarını artırmaya yöneldiler. Ne var ki bu çözüm
kısa süreliydi çünkü söz konusu ülkenin dış ticaret ortağı konumundaki ülkeler
de aynı silahlara başvurunca bu durum, iki taraf için de daha düşük bir dengede
buluşmak anlamına geliyordu. Devalüasyon, dünya ticaretindeki payı, diğer
ülkelerin de benzer tepki vermeye gerek görmeyecekleri kadar düşük olan
ülkelerde işe yarıyordu. Komşuyu yoksullaştırma politikası biçim veya isim
değiştirerek ikinci dünya savaşına kadar başvurulan bir yaklaşım oldu. Bu
yaklaşım, kapitalist sistemin, Adam Smith’den beri süregelen ve David Ricardo’nun
ünlü karşılaştırmalı üstünlükler teorisiyle doruk noktasına ulaşan “uluslararası
ticaret geliştikçe dünya refahı da yükselir” kabulüne aykırıydı.[[i]]
Özellikle 1929 yılında başlayan Büyük Depresyonla birlikte ülkeler, yaygın
olarak korumacılık politikalarına başvurmaya başladılar. Bu yaklaşımlar dünya
ticaretinin daralmasına ve birçok ülkede büyüme hızının gerilemesine yol açtı.[[ii]]
1944 yılında toplanan Bretton Woods Konferansında bu karşılıklı engellemeleri ve
onun yol açtığı refah kayıplarını giderebilme konusu temel tartışma konusuydu.
Bu olumsuz davranışları önleyebilmek için IMF, Dünya Bankası ve ITO
(uluslararası ticaret örgütü) kurulması planlandı. IMF’nin kuruluş amacı, geçici
ödemeler dengesi sıkıntısına giren ve döviz yetersizliğiyle karşı karşıya
kaldığı için ithalat kısıtlamalarına gitmeyi planlayan ülkelere bu geçici
sorunlarını gidermek üzere mali destek sağlamaktı.[[iii]]
Dünya Bankası’nın kuruluş amacı, II. Dünya Savaşında yıkılmış olan
Avrupa ülkelerini ayağa kaldıracak ve dünya ticaretine katılmalarını sağlayacak
destekleri vermekti. Bu işlev tamamlandıktan sonra Dünya Bankası gelişmekte
olan ülkelerin altyapı yatırımlarına destek vermek suretiyle onların dünya
ticaretine daha etkin biçimde katılmalarını sağlama işlevini üstlendi. Dünya
ticaretinde gümrük vergileri, dış ticaret düzenlemeleri gibi konulara standart
getirmek üzere önerilen üçüncü kurum olan ITO, ABD’nin kabul etmemesiyle
kurulamadı ve GATT adı altında konferanslara dönüştü. Böylece bu düzenlemelerin
sacayağını oluşturan üçlüden birisi eksik bir düzenleme olarak kaldı. Konferanslar
düzeninde yürüyen sistem 1995 yılında kurulan Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) yerini
bıraktı. Ne var ki ABD, bu örgütün düzenlemelerine uymadı, o uymayınca Çin de benzer
tavır aldı ve bu kurum yaptırım uygulayamayan bir örgüt halini alarak işlevini
yitirdi.
ABD, 2025 yılı Nisan başlarında, öteden
beri zaten dikkate almadığı DTÖ’yü iyice bir yana iterek, gümrük vergilerini artırmak
suretiyle kendi durumunu düzeltmek için komşuyu yoksullaştırma politikasını tam
anlamıyla yeniden yürürlüğe koydu. Böylece ABD, Bretton Woods’da bir anlamda
önderlik ettiği işbirliği sistemini bozmuş oldu.
Trump yönetiminin gümrük
vergilerini hesaplamakta kullandığı formül, her ne kadar diğer ülkelerin uyguladığı
vergilerle bağlantılı bir hesaba dayandığı öne sürülse de, tamamen ABD’nin o
ülkelere karşı verdiği dış ticaret açığına dayanıyor. Formülü basitleştirilmiş
olarak şöylece yazabiliriz:
Uygulanacak Gümrük Vergisi = [(İlgili
Ülkeye İhracat – İlgili Ülkeden İthalat) / (İlgili Ülkeden İthalat)] / 2
ABD’nin AB ile dış ticaret verilerini
(2024) denklemde yerlerine koyalım (milyar USD):
AB Ülkelerine Uygulanacak Gümrük Vergisi
= [(370,2 – 605,8) / 605,8] / 2 = 0,195 = % 19,5
Buradan giderek AB’ye yüzde 20
gümrük vergisi getiriliyor. Bununla birlikte bazı ülkeler için getirilen gümrük
vergisi oranlarında bu hesaplamaya da sadık kalınmayarak serbest oranlar
alınmış bulunuyor.
Aynı hesabı Türkiye’ye
uygulanacak olan gümrük vergisi oranını bulmak için yapalım:
Türkiye’ye Uygulanacak Gümrük Vergisi
= [(15,3 – 16,7) / 16,7] / 2 = 0,042 = % 4,2
Formüle göre Türkiye’ye yüzde 4
oranında gümrük vergisi uygulanması gerekirken standart (asgari) gümrük vergisi
yüzde 10 olarak belirlendiği için oran yüzde 10 olarak alınmış bulunuyor.
Bu aşamada en önemli mesele başta
Çin ve diğer uzak doğu ülkeleri ve AB olmak üzere diğer ülkelerin nasıl tavır
alacağı meselesi olarak karşımıza çıkıyor. ABD daha bu vergileri getirmeden
önce Çin ve diğer uzak doğu ülkeleri, Kanada, AB benzer uygulamaları ABD’ye
karşı misilleme olarak uygulayacaklarını açıklamışlardı. Trump yönetiminin
vergileri açıklamasından sonra aynı söylemler tekrarlandı. Çin, ABD’nin ihracatına
yüzde 34 ek vergi getireceğini açıkladı. Şimdi dünya nefesini tutmuş diğer misillemelerin
nasıl ve ne boyutta olacağını bekliyor.
Ticaret savaşları bir süredir
döviz kurları üzerinden yürütülüyordu. ABD’nin gümrük vergilerini artırmasıyla bu
savaşlar merkantilist dönemdeki yaygınlığına doğru hızla ilerlemeye başladı. Diğer
ülkelerin beklendiği gibi misilleme yapmasıyla birlikte yeni merkantilizm tam
olarak uygulamaya geçmiş olacak. Öteden beri üzerinde durduğum ortaçağa dönüş
emareleri giderek hızlanıyor.
[[i]] Bu konuda ayrıntılı bilgi
için:
https://www.mahfiegilmez.com/2018/09/ticaret-savaslar.html#more
kaleminize saglik hocam super anlatmissiniz tesekkurler
YanıtlaSilSağ olun.
SilKüreselleşme bitti diyebilir miyiz? Artık her ülke kendi yağında mı kavrulacak?
YanıtlaSilBakalım neler olacak? Ama şimdiki gidiş her konuda bir geriye dönüş olduğunu gösteriyor.
SilŞimdi ne olacak?
YanıtlaSil- Diğer ülkeler Abd ye misilleme tarifesi koysada onlar içinde sürdürülebilir değil. Mecburen abd ile uzlaşma yolları arayacaklar.
- Yabancı şirketler ihracat yerine Abd de direk üretim yapmanın yollarını arayacaklar, doğrudan yatırım çekebilirse "aptalca bir hareket gibi görünen bu tarife işi" abd için karlı olur.
- Türkiye için herkes bu durumun çok iyi fırsat gibi görüyor ama Trump'ın 1 saat sonrasına nasıl güvenip el ovuşturuyorlar anlamıyorum.
- Eğer bu durum abd iç piyasasında daralmaya dolayısıyla enflasyona ve işsizlik verilerinin artmasına neden olursa abd misillene tarifelerine karşılık ne yapacak? eli çok zora girer.
Hiç mantıklı bir iş değil bu !
Gerçekten de mantıklı değil. Ben 1990'ların başında ABD'de Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri olarak 4 yıl görev yaptım. Ta o zaman bile ABD'de birçok şirket camlarına "Buy American" yazılı pankartlar asardı. O mantıksızlık Trump ile zirveye çıkınca bu noktaya gelindi.
SilMahfi Hocam bizi komşularımızın fakirleştirmesine gerek yok bizi seçtiğimiz milletvekilleri fakirleştiriyor zaten. Mesela bir kanun örneği vereceğim Fransa'da milletvekilleri klasik araba yasası çıkarıyorlar, Türkiye'de milletvekilleri hurda araba yasası çıkarıyorlar. "In France The car must be 30 years or older, be of a model that is no longer produced, and has been kept in near-original condition, without significant modifications"
YanıtlaSil👍
SilÜstat ileriye doğru hep birlikte gitmeniz gerekirken hep birlikte geriye gitmeyi tercih ettiler. Geçmişe doğru yolculuk başlasın. Bu olaylardan kimse karlı cikmaz.
YanıtlaSilOrtaçağa dönüş sadece ekonomik anlamda değil. Çoğulcu demokrasilerin yerini otokrasiye bırakıyor olmasıyla insan hakları da giderek zayıflıyor. Ne yazık ki insanların önemli bir bölümü de bu durumu destekliyor.
YanıtlaSilHocam "krizleri fırsata çevirmek " bu yazınızda ki yorumlarda da ortaya çıktı . Dünyadaki toplam ithalat toplam ihracata eşit olmuyor mu ? Sonuçta ihracatı fazla olan ülkeler çoğu konuda üstün oluyor .
YanıtlaSilTam olarak öyle değil. Olmadığını 200 yıl önce David Ricardo karşılaştırmalı üstünlükler teorisiyle ortaya koydu.
SilNe güzel anlatım. Öğretmenim sağolun.
YanıtlaSil🙏
SilSayın Eğilmez, Trump bu döneminde ABD nin ihracat yaptığı ve ithalat yaptığı ülkeleri verilen açık açısından inceleyerek, ticaret açığını dengelemek maksadıyla vergi ilaveleri getirdiğini açıkça yazdığınız için teşekkür ederim. Ancak Çin gibi Askeri açıdan düşmanı olan Ülkelerin haricindeki diğer Ülkeler için silah satışları, savunma sanayi malzeme satışlarını hariç tuttuğunu hemen görüyoruz. Eğer bu silah satışları işin içine katılsa bütçe açığı hesaplamaları terse dönecek diye düşünüyorum.
YanıtlaSilSayın Eğilmez, bilindiği üzere, Trump geçen döneminde, Avrupa Birliği Ülkelerine kendi savunmanızı kendiniz yapın, bunun için ABD sizi bedavadan korumayı kesecektir, NATO harcamalarınızı arttırın ve ABD den silah ve savunma sistemleri alın diye bastırmıştı. Bunu uygulayamadı, şimdi işi ticaret açığını dengelemek için gümrük vergilerini yükseltmeye değiştirdi.
İlaveten zengin Arap Ülkelerine neden gümrük vergisi artırımı getiremiyor? Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Kuveyt gibi zengin Arap Ülkeleri ABD den yüklü miktarda silah alımları yapmak zorunda bırakılıyorlar.
Belirtmeye çalıştığım, ABD ihracat, ithalat farkını öne sürerek bütçe açığını mazeret gösteriyor ancak silah satışlarını, buradan gelen büyük gelirlerini gizliyor, bahsetmiyor.
HOCAM YILLARDAN BERİ SÖYLEDİĞİMİZ, YABANCI ÜLKELERİN DEVLET POLİTİKASI VARDIR SÖZÜ, TRUMPIN ÜZERİNDEN ABD DEVLET POLİTIKASIMI SÜRDÜRÜLÜYOR.
YanıtlaSilZaman gösterecek, bakalım.
SilAraba fabrikası dediğimiz dedroit bitmiş,uçak fabrikası boeing hızla geriliyor, teknoloji fabrikaları apple,microsoft ÇİNDEN ihracat yapıyor, perakende zinciri walmartın adı anılmıyor, sağlık sektörü PANDEMİ DÖNEMİNDE çuvallamış.yeni bir hikaye gerekiyordu.İsminide TRUMP POLİTİKALARI KOYDULAR.
YanıtlaSilmahfi hocamdan muhteşem tespit.kapitalizm bitiyor derken, birden kendini hatırlatır.trumpın yaptıkları tamda budur.
YanıtlaSilTrump cash çalışıyor.adamın ağzından bir kere bile kredi kelimesi çıkmadı.fede faizi indirin diyor.yakında bankalarla ilgili bir karar alabilir.
YanıtlaSilGel de ATATÜRK'ü hatırlama ve anma.!
YanıtlaSilDünya bu sağ akıma olan ilgisini bedel ödedikten sonra yitirecek.
YanıtlaSilArkadaşlar ne kadar karamsarsınız
YanıtlaSilAmerika nın yayınladığı ilave gümrük vergileri listesi Türkiye için çok büyük şans
Düşünsenize
Çin e 34
Vietnam a 46
Tayvan a 32
Tayland a 36
Kamboçya ya 49
Bangladeş e 32
Sti Lanka ya 44
Madagaskar a 47
Burma ya 32
SIRBİSTAN a 37
Laos a 48
Botswana ya 37
TÜRKİYE YE SADECE % 10 ek vergi getirmişler
VİETNAM dan , KAMBOÇYA dan , SRİ LANKA dan , MADAGASKAR dan
LAOS tan alın AMERİKA ya satın yaklaşık ortalama averaj % 30- 35
Bu ülkelerden alıp % 10 kar marjı ile satsanız büyük kazanç
Hele SIRBİSTAN dan buraya bir tır 3-5 bin avroya geliyor
Ürünün menşeini değiştirin ve TÜRK MALI olarak burdan AMERİKA ya satın
Amerika nın bu ülkelerden ne aldığı basit bir araştırma ile bulunabilir
Bu oranlar açıklandıktan sonra bizim firmamıza olağan üstü talepler gelmeye başladı
Amerikalılar isteklerini karşılamamız için bize yalvarıyorlar , çok hızlı dönüş bekliyorlar