Faiz Tek Başına Ekonomiyi Kurtaramaz
Faiz politikası, karşılıklar politikası, makro ihtiyati önlemler, önemli yapısal sorunları olmayan ekonomilerde ortaya çıkan sorunları çözmeye yarar. Mesela küresel kriz ortaya çıktığında ABD ve Avrupalı gelişmiş ekonomiler sorunlarını asıl olarak para politikası aracılığıyla çözmeye giriştiler. O zamana kadar ekonomi politikasının en büyük günahı kabul edilen para basarak finansman sağlama meselesi tabu olmaktan çıkarılıp bir politika uygulaması olarak devreye sokuldu. Parasal genişleme olarak adlandırılan bu uygulama kökeni 1900’lerin başına kadar uzanan modern para teorisinin[i] de yaşama geçirilmesini sağladı. Bir yandan para basıp piyasaya sürerek bir yandan faizleri sıfıra kadar düşürerek gelişmiş ülkeler, ekonomide karşılaştıkları çöküşten çıkmayı ve toparlanmayı başardılar. Bunu başarırken de önemli oranda enflasyon yaratmadılar. Çünkü paraları rezerv paraydı, o nedenle bastıkları paralar kendi ülkelerinde kalmadı ve yatırım fonları aracılığıyla bankalardan ödünç alınıp dışarıda daha yüksek getiri veren ülkelere gitti. Bu uygulamalar sırasında maliye politikası pek fazla devreye girmedi.
ABD ve Euro Bölgesi ülkeleri
ekonomi ve hukuk, demokrasi, eğitim gibi diğer alanlarda alt yapıları önemli
ölçüde yeterli ülkeler oldukları için para politikasını uygularken ayrıca büyük
ölçüde yapısal reformlara girişmeye ihtiyaç duymadılar, ufak tefek düzeltmeler
onlar için yeterli oldu.
Bizim yaşadığımız en önemli
krizlerden birisi gelişmiş dünyanın karşılaştığı küresel krizden yedi yıl kadar
önce 2001’de çıktı. Bu kriz sırasında IMF desteğiyle faiz politikası, zorunlu
karşılıklar gibi düzenlemelerle para politikası, vergilerin yeniden
düzenlenmesi ve bütçe açıklarının giderilmesi yoluyla kamu mali disiplininin
sağlanması gibi maliye politikası önlemlerine yer verirken bankacılık reformu
gibi yapısal reformların da yapılması sağlandı. Bunlara ek olarak ekonomi ve
diğer alanlarda ileri düzenlemelere geçişi sağlayacak olan Avrupa Birliğiyle
tam üyelik müzakereleri başlatıldı. Bütün bu olumlu düzenleme ve adımların
sonucu olarak Türkiye kısa sayılabilecek bir sürede krizden çıktı, cari denge
dışında bütün göstergeleri kriz öncesi durumla kıyaslanamayacak kadar olumlu
bir görünüm aldı. İlk kez orta gelir tuzağından çıkış umudu doğdu. Ne var ki bu
olumlu görünüm çok sürmedi. Önce Avrupa Birliğiyle ilişkiler programlandığı
şekilde ilerlemez oldu, ardından yapısal reformlar yapılacak yerde yapılmış
olanlar da tersine çevrilmeye başlandı. 2018 yılında girilen başkanlık
sistemiyle birlikte kamu yönetimi iyiden iyiye zayıfladı, ekonomi politikasında,
özellikle faiz politikasında yanlış adımlar atılmaya başlandı ve bu yanlışlar 2021
yılında enflasyon yükselirken faizi düşürme hamlesiyle doruk noktasına çıktı.
Faiz negatif hale gelince dövize yöneliş oldu, bu kez bu yönelişi önlemek için
KKM uygulamasıyla kur garantisi getirildi.
2023 yılı ortasında bu
yanlışlardan dönüş için yeni bir program uygulamaya kondu. Bu program faiz ve
zorunlu karşılıklar düzenlemesi gibi para politikası araçlarının kullanılmasına
dayanıyor. Kamu kesiminin, özellikle yüksek yöneticilerin yarattığı büyük
israfla ilgili hiçbir düzenleme içermiyor. Maliye politikasıyla harcamaları kısmak
yolunda düzenleme yapılamayınca bu kez enflasyonu yükselttiği bilinen dolaylı
vergileri artırmaya ağırlık verilmek zorunda kalındı. 2021 yılından itibaren iki yıl boyunca enflasyona
göre çok düşük faizle kredi kullanmaya başlamış olan iş âlemi, faizlerdeki
yükselişe ayak uyduramadı. Ülke riskinin yüksekliği (CDS primi halen 257 bp
düzeyinde bulunuyor) ve düşürülmeye çalışılması bir yana tam tersine risk
artırıcı açıklamalar yapılması doğrudan yabancı sermaye girişinin önünü kesti.
Doğrudan yabancı sermaye girişi çok düşük düzeyde kalınca yabancı sıcak para
çeşidi olan carry trade yoluyla ve Türk yatırımcıların dolar hesaplarını
bozdurup Türk Lirası hesaplara geçmesini sağlayan bir sistemle finansman
çevrilmeye çalışılıyor.
Böyle bir ortam ülke ekonomisinin çekici gücü olan sanayi kesimi üretiminin ciddi darbe almasına yol açıyor. Sanayi üretimi 2024 sonunda kısa bir çıkış göstermiş olsa da bunun bir “ölü kedi sıçraması” [ii] olduğu aşağıdaki grafikten görülebiliyor.
Özetle bugün geldiğimiz durumdan bugün uyguladığımız gibi yalnızca para politikasıyla çıkmak mümkün görünmüyor. Enflasyonda tümüyle baz etkisine dayalı geçici düşüşlere bakarak sorun çözülüyor gibi düşünmek çok yanlış olur. Artık bir dakika bile kaybetmeden hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasinin kurulmasından başlayarak vergi reformu, kamu harcama reformu, teşvik sisteminin doğru kullanılması gibi yapısal reformlara başlamamız gerekiyor.
Yapısal reformları kim yapacak hocam? Şimdiye kadar yapmayanlar, yapamayanlar mı....ben ümidi kestim artık
YanıtlaSilBen de ümitli değilim am yine de yapılması gerekeni yazmaktan geri durmuyorum.
SilMaalesef bizim bunları yapmamız için her dönemde IMFe ihtiyacımız olmuştur! Bu da siyasetçiler ülke boğulmadan sarıldıkları can simidi olmuştur. Halbuki onlar işi, işi bilen kişilere bıraksalar (ki Türkiye'de bu kalitede yetişmiş insanlarımız vardır) bu durumlara gelmeyiz, ama onlar kendilerini dev aynasında görmekten ve siyasi çıkar elde etmek için devlet varlıklarını harcayan kişiler olmaktan öteye geçememişlerdir.AÇ
Silİnanın Türkiye de iltidardan çok muhalefeti ve Tüsaid eleştirmek daha zor !! İsten atıldığımı biliyorum
SilYeni-sömürge bir ülkede hiç bir önlem dikiş tutmaz. Sorun siyasidir.
SilYazınız için teşekkürler!
YanıtlaSilSağ olun.
SilYani, "ekonomik kriz" hâlâ yok.
YanıtlaSilOlmasa ekonomiyi kurtarmaktan niye söz edelim?
SilHocam arjantin ile türkiye ekonomisi sizce genel olarak birbirine benziyor mu? Dolar kuru enflasyon büyüme hukuk yolsuzluk anlamında birbirine benzer midir sizce?
YanıtlaSilPopülizm açısından, yolsuzluklar açısından birbirine oldukça benziyor.
SilHOCAM birde şöyle bir söz var.ÇEKİRGE bir zıplar, iki zıplar sonunda kurbağa onu havada kapar.bizim ekonomimizi bekleyen en büyük tehlike ne HOCAM.
YanıtlaSilBu durumdan çıkamamak.
Sil2. Bir erdogan gelip 6 tane 0 i atinca durum duzelir gibi olabilir
SilEnflasyonu düşürmek için fazlada çaba harcamıyorlar HOCAM.fiyat artışlarını en çok kamu kesimi yapıyor.elektrik,doğalgaz,su,iletişim ,ulaşım.2025de en az yüzde 50 zam yaptılar.
YanıtlaSilDoğru söylüyorsunuz.
Silİşin ilginç yanı elektriği gerçek değerinin altında ucuz bir fiyattan kullanıyoruz. Ona rağmen
SilHocam görünen o ki; 2025 sonu %30'larda enflasyon, 2026 sonu %20'lerde enflasyon. 2027 sonuna doğru seçim olduğunu düşünürsek,;bu da 2027 ortalarına doğru kredi musluklarının açılması demek. Yine bir Nas dönemi patlaması mı görürüz? Yoksa tekrar 30'lara, 40'lara giden, seçimden sonra tekrar düşen enflasyon fasit dairesine mi gideriz?
YanıtlaSilHer şey mümkün.
Sil"Özetle bugün geldiğimiz durumdan bugün uyguladığımız gibi yalnızca para politikasıyla çıkmak mümkün görünmüyor." Yazinizin bu kismina katiliyorum. Ancak icinde oldugumuz durumdan da cikmak zorunda oldugumuzu dusunmuyor karar vericiler. Toplum enflasyonla yasamaya alisti. Toplum icin onemli olan dindarlik alevilik kürtlük yada escinsellik artik.
YanıtlaSilFAİZİ YÜKSELTMEK ENFLASYONU YETERİ KADAR DÜŞÜRMEDİ AMA, CARY TREDİCİLER VE LONDRA TEFECICILERINİ MUTLU ETTİ.
YanıtlaSilCarry trade ile veya borç şeklinde gelenden çok daha fazlası içerideki döviz hesapları bozdurularak geldi. Asıl kazancı içerdekiler yaptı.
SilYerliler dolara %45 faiz almaya devam ediyor ! Devalüasyon olur mu hocam ?
SilBir gece ansızın gelebilir, 94 ve 01de olduğu gibi! O zamanda siyasiler her şey yolunda edebiyatı yapıyorlardı.
SilSadece adalet tüm sorunların tek çözümüdür.
YanıtlaSilÇok doğru. "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" ifadesinden uyarlarsak "adalet yoksa gerisi teferruattır."
SilMAHFİ HOCAM, gerçek ENFLASYON açıklanmadığı içinmi, sokakta, pazarda, hanehalkında FİYAT artışı devamlı hissediliyor.
YanıtlaSilEvet.
SilVergi reformu nasıl olmalı hocam?
YanıtlaSilAn itibarıyla dolaylı vergiler toplamın % 65'i, dolaysız vergiler de % 35'i. Bu tersine dönmeli.
SilMerkez bankasi bence teknik olarak. bir hata yapti geçen hafta faiz ya hiç indirmeyecrkti bu sene hadi bunu geçtim farklı bir konu ama eğer indirecekse de bir ay bekleyecekti çünkü elliot dalga analizi doların avro karşısında takla atacağını ve bu da türk lirası nı olumsuz etkileyeceğini gösteriyordu ,bu da merkez bankası çalışanşarın elliot dalga prensibi bilmekten yoksun oldğunun bir göstergesidir
YanıtlaSilTürkiye'de Elliot dalga prensibinden önce siyasal dalga prensibi işler.
SilNe eliotu kardesim merkez bankasinda her turlu dalga dumen var
Sil17 milyon emekli, 5 milyon memur.aslında ekonominin, özeti bu olsa gerek.
YanıtlaSilee ozaman emeklilik primi almasın devlet çalışanlardan memurda almasın özel sektöre istihdam karşılığında teşvik versin almaya gelince alıyor vermeye gelincede emekliler memurlar sırtımıza yük, yok ya!
SilDemokrasi hiç nir yerde yok söylediğiniz ülkelerde yüksek teknoloji sayesinde laliteli mal üretiyorlar ve çeşitli ülkelerin yer altı kaynaklarımı çalştırıp pazarlıyorlar hatta size demokrasi örneği veri körfez ülkeleri çok zengin sadece petrol alakalı bir durum olduğunu düşünmeyin petrol sahibi ülkeler olup da fakir olanlarda var hatta Beyaz Rusya ya hidin son çok türk göçmenin yerleşip özgürce yaşadığı bir ülke
YanıtlaSilözgürce yaşadığımı putini eleştir bakayım ne oluyor körfez ülkelerinde daha düne kadar kadınların araba kullanması bile yasaktı erkeklerin kadınlarla fotoğraf çektirmesi idam sebebi demokrasi hiçbiyerde yok türkiyedede olmasın demek nasıl bir akıl tutulmasıdır
SilABD amerikan polıtikasını ve bazı lobileri eleştir bakalım ne oluyor
SilMinske gidin dolaşın temiz güvenli şehir planlamacılığı çöplerı karıştıran yok ,çarpık yapılaşma yok
YanıtlaSilBasın özgürlüğü var mı, düşünce ve ifade özgürlüğü var mı, insanlar sokağa çıkıp yönetimi protesto edebiliyor mu? sokakların temizliğinden öte bunlar önemli.
SilSayın Eğilmez, yazınız için teşekkürler. Ülkemiz Ekonomi alanında önemli deneyimler yaşamıştır. Bu deneyimler bizlere, halkımıza, çoğunlukla mutsuzluk, fakirlik, umutsuzluk getirmiştir. Kısa bir süre düzelmeler yanında uzun süreli ekonomik bozukluklar, yozlaşmalar yaşadık. Sizler gibi faydalı, yararlı, birikimli insanlarımız bizlere bu bozulmaların, yozlaşmaların sebeplerini ve çözümlerini bizlere açıkladınız, neticede yapısal reformların yapılması, uygulanması gerektiği belirlendi. Ancak Yönetim, Hükümet yapısal reformların uygulanması yerine, tam tersini yaparak göz boyama, baskı, korku, Dini sömürüleri kullanarak sadece seçimleri kazanma yolunu seçti. Halkımızın artık çoğunluğu; Göz boyama, Baskı, Korku, Dini sömürülerle yönetimin yapılamayacağını, gerçek yönetime dönülmesinin, yapısal reformların gerekli olduğunu görmeye başladı. Bunları sizler gibi faydalı, bilgili, birikimli insanlarımıza borçluyuz. Artık Göz boyayan, sadece kendini düşünen, Orta direk halkımızı ezen Sahtekarlardan kurtulmamızın zamanı geldi diye düşünüyorum. YETER ARTIK YETER diye düşünüyorum. Sizlere teşekkürlerimi sunuyorum. Saygılarımla
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilYetersiz yönecilerle hiçbir yapısal reform yapılmaz, 22 yıldır daha da geriye gittik, şimdiki beceriksizlerle ileriye gitmeyi beklemek saflık olur, tek çare düzgün liyakatla seçilecek yöneticiler
YanıtlaSilUmut olmasa da biz gerçekleri söylemeye devam edelim.
Sil"Artık bir dakika bile kaybetmeden hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasinin kurulmasından başlayarak vergi reformu, kamu harcama reformu, teşvik sisteminin doğru kullanılması gibi yapısal reformlara başlamamız gerekiyor."
YanıtlaSilBunu kim niye yapacak? Ulke kaderine terkedilmis. Siz kimi kurtariyorsunuz?
Turkiyeyi kurtaracak insanlar ulkeyi terk etti. Ulkede saglikli, normal, mutlu insan pek kalmadi cunku gittiler. Yetenegi olanlar gitti. Egitimi olanlar gitti. Guzel olanlar da gitti. Ya benim gozlerim bozuk ya da bunlar da gitmis cunku 5 yil once durum boyle degildi. ... ulkede eskiye kiyasla guzel kadin kalmamis diyorum, oyle bir goc var ki. En az 5 milyon insan gitmis ulkeden. 5 milyon. En az.
Geriye kalan insanlar korkak, umursamaz, somurgen koleler ve talihsizler. Bu insanlardan bisey beklemeyin. Zaten cogu ac, bir ev versen babasini satarlar ama isine gelince dindardirlar. Kendilerine Turk derler ama sacma sapan ingilizce isimli restoran acarlar, ingilizce kelime kullanirlar aralarinda. Karakteri olmayan insanlardan bisey bekleyemezsiniz.
Yasanilir bir ulke degil burasi. Yoksulluktan dolayi degil. Insanlardan dolayi.
Bu ulke artik kapanmistir. Kapisina kilit vurulmustur. Bu kultur duzelmez artik. Gule gule Turkiye
En umutsuz zamanlarda Nutuk'un giriş bölümünü okuyun ve Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığında gördüğü manzarayı gözünüzün önüne getirin. Ve düşünün eğer Mutafa Kemal o gün "bu iş bitmiş buradan çıkış yok" diye düşünüp geri dönseydi neler olurdu? Her zaman umut vardır.
SilÇoğumuz halen buradayız ve kendi çapımızda sabırla ve barışla mücadeye devam ediyoruz. Memleketimizi ve çocuklarımızın geleceğini 3 kuruşa heba etmeyeceğiz. Emin olun.
SilCok guzel bir yoruma guzel bir cevap vermissiniz.. Ben dd sahsi yorumumu yapayim ataturke ragmdn bu ulke bu duruma geldiyse. Fazlasini hak etmistir. Ve ben ataturk degilim. Gekecek olan ataturke basarilar..
SilTÜSİAD seviyesine çıkamadıkları için onu bile aşağı çekmeye çalıştılar tıpkı Boğaziçi gibi...
YanıtlaSilEnflasyon gelir dagilimini bozar
YanıtlaSilFakir fakirlesir zengin daha da zengin olur ancak onemli bir problemde dis ticaret hadlerinde ulke aleyhine islemeye devam ediyor dogdurdan sermaye disari gidiyor
Her geçen gün gelir dağılımı biraz daha bozuluyor.
SilHocam 2001 krizi sonrasi bankacılık sistemi yeniden yapilandirildi. Merkez bankasınin kamunun finansörü olmasinin önüne geçilmesi sağlandı ve kamu maliyesinde borçlanma gereksinimi düzeyi istikrarli şekilde düşürüldü. Bunlar ekonominin finansal ayağında yapılan reformlardi. Ancak daha önemli olan tarafta yani reel ekonomide hiçbir yapılandırma yapilmadi. Üretim yapimiz ozellikle altyapimiz adina iyileştirmeler yapilmadi. Bu yüzden de dış ticaret cari işlemler dengemiz sürekli bozuk kaldi. Yani türkiye sürekli yüksek finansman ihtiyacina devam etsin ama iyileştirilmiş finansal yapiyla bu ihtiyacı karşılansın anlayışı benimsendi. Oysa en büyük sorun reel ekonomi tarafında ve giderek de büyüyor.
YanıtlaSil2001 krizi sonrasındaki yapısal reformlar devam edip sitem iyileştirilmek bir yana mevcutlar da bozuldu ve bugünlere geldik.
SilNutuk bence çok önemli bir dokuman. Aslında yok olmak üzere olan bir toplum iken doğru önder ve eğitimli takım arkadaşları ile çok kısa sürede toparlanmış bir milletin bir daha aynısını yapacağından kuşkum yok. Sorun hep birlikte izlediğimiz tiyatroların sonunu bekliyor olmamız. Gidenler geri gelir çünkü onlar da dünya konjontürün sonuçlarını yaşayacaklar 5 sene içinde. Amerika'nın durumu ve şu an konuştukları ne kadar bize benziyor değil mi?
YanıtlaSilHocam tutarlı davranış ve bilgilendirmeler ile en azından burada gençlere ışık tutuyor ve yol gösteriyorsunuz. Sağolun, varolun.
Teşekkür ederim.
SilMahfi bey geçen bir milletvekilinin açıklamasını okumuştum sayın özel bunu transfer etmeye çalışmış. Özel yakında biz yarı başkanlık sistemine geçeceğiz gel sende bize yardimci ol. Bu demek oluyorki türk tipi başkanlık sistemi yerleşmiş durumda. Ikinci konu seçmeni beslemeyen siyasi partiler iktidarı kaybediyor. Geriye elimizde bir-tek ab ve hukukun üstünlüğü kaliyor. Bu konuda adim atilirmi atılırsa etki gösterimi bilemiyorum. Çünkü ab ve abd ekonomileride artık bozuluyor. Adamlar artık ucuz iş gücü arıyor.......
YanıtlaSilTürk tipi başkanlık sistemi diye bir şey yok kendimizi kandırmayalım. Bu, bildiğimiz tek adam rejimi. Öte yandan hukukun üstünlüğünden ne beklediğimiz önemli. Birçok kişi bunu yabancılar bizi beğensin buraya sermaye getirsin diye istiyor. benim yaklaşımım çok farklı. Ben bunu ifade özgürlüğü, eleştiri özgürlüğü, herkese eşit adalet diye istiyorum. Yabancı ister gelir ister gelmez, önemli olan bizim neye layık olduğumuza karar vermemiz.
SilHocam siz zaten eleştiriyorsunuz ,Suudi Arabistanda hatta ABD bazı konularda bunu yapamazsınız
SilSuudi Arabistan'a demokrasi yok. ABD'de eleştiriden gözaltına alınan yok.
SilCheck and Balance
YanıtlaSil? ne anlatmak istediniz, çözemedim.
SilKontrol et ve denge kur. Hepimizin yaşam mottosu olmalı.
SilÖzür dilerim, yazınızın tamamını okuyamadım. Zaten karamsardım şimdi tam karamsar oldum. :(
YanıtlaSilUmutvar beklentiye dair bir şeyler yok mu?
Yönetimin demokrasiyi bütün koşulları ile işletmeye hiç niyeti yok. Zannediyorlar ki durum iyi ve herkes memnun. Ekonominin herşeyden bağımsız olduğu sanılıyor. Filmin sonunu gerçekten merak ediyorum. Yazınız için sağolunuz..
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilEnflasyon mu , büyümemi RTE büyümeyi seçer tüketime yönelik büyüme. Israrla yapısal reform diyorsunuz bu konuda kitap yazarak yapılması gerekenleri tek tek belirtiyorsunuz meşale yakıyorsunuz sonuç tekrar tekrar uyarı görevine devam.
YanıtlaSil🙏
SilPeki hocam Carrey trade'cler paralarını çekince ne olacak?
YanıtlaSilPandora'nın kutusu açılacak.
SilEnflasyon devletin borçlarını kolay ödemesini hatta göreceli olarak ,oransal azalmasını saglar mı?kar-zarar hesabı gibi basite indirgersek devlet enflasyonla kar eden halk zarar edenmidir?enflasyon ile devlet adını koymadan halktan çaktırmadan -iktidar siyaseten zarar görmeden- örtülü aşırı vergi toplaması anlamına gelir mi?enflasyon yanlış ekonomi yönetiminin sonucu olmasına ragmen bazende devletin , borç yönetiminin kurtarıcısı olabilirmi?mesela devlet vergi ve hizmetlere gerçek enflasyon oranında zam yaparken ödemelerini ilan edilen oranda yaparak yani yaklaşık 2 birim alıp 1 birim ödeyerek kasasını güçlendirmiş olmazmı?
YanıtlaSilOlur.
SilSayın Hocam, Nazım Hikmet'in 1952 yılında yazdığı "“23 sentlik asker” şiirininden yola çıkarak günümüz Türkiye'sindeki alım gücümüzü o yıllarla kıyaslayacak şekilde ölçebilir miyiz? Teşekkürler.
YanıtlaSilMister Dallas, sizden saklamak olmaz / hayat pahalı biraz bizim memlekette / mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti, Ankara’da 23 sente... / Yahut iki kilo kuru soğan / yahut bir kilodan biraz fazla mercimek / elli santim kefen bezi / yahut da bir aylığına yirmi yaşlarında bir tane insan!
Hoca hitit ekonomisinde bile hesap yapıyor. Bu konuda da, yapar mı yapar güzel bir blog yazısı okuruz. Nereden nereye az gitmiş uz gitmişiz diye hayıflanırız belki de. Kimbilir?
Sililave olarak, 1980 sonrası enflasyon ve faiz maliyetini düşürebilmek için üretimi daha ucuz işçilik ve teşviklerin olduğu uzakdoğuya kaydırdılar Hocam.
YanıtlaSilDoğru.
SilMerhaba. Yazınız için teşekkür ederim öncelikle, blogda yeniyim bir sorum var.
YanıtlaSilEnflasyon kısaca hayat pahalılığını ifade ediyor. Ancak birileri fakir kalıyorsa birileri zengin oluyor bu çok net. İşverenler ve sermaye sahipleri dahil giderlerinin oldukça arttığından dolayı para kazanamadıklarını söylüyorlarsa kim zengin oluyor bu vaziyette? Birinin zengin olması lazım sonuçta ama burda zengin olan kimse yok. Son 5 yılda sıfırdan kendi evini alan bir insanı göremezsiniz.
Kayıt dışı işlem yapanlar, kara para akşayanlar, aracılık yapıp komisyon alanlar.
SilHocam keşke bu yapısal reformlar için ayrı bir yazı yazsaydınız.Çok faydalı olurdu.
YanıtlaSilBu konuda Remzi Kitabevinden yayınlanmış kitabım var.
Sil"hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasinin kurulmasından başlayarak ....."
YanıtlaSilHocam bu dediğiniz için Avrupa bedeller ödedi ,savaşlar oldu, oluk oluk kan aktı, yüzyıllar geçti, süreç hala devam ediyor. Şimdi ülkenin iç dinamikleri, insan kaynağı , kültürel birikimi bu seviyede değilse, bir iktidarın çıkıp "şimdi hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasi kuralım" demesiyle bu işler olacak mı?
Bence de insanlığın refah düzeyinin artması için Dünya'da barışı tesis etmeli, Orta Doğu'da akan kan durmalı, çocuklar ölmemeli .Ama bu söylediklerim çözüm önerisi değil ki, ancak temenni.
Binlerce değişkeni ve bilinmezliği barındıran konularda çözüm önerilerinizin daha gerçekçi ,uygulanabilir ve öngörülebilir olmasını beklerdim.
Örneğin;Defalarca darbelere ve darbe girişimlerine maruz kalmış bir ülkede güçler ayrımı ilkesinin neden korunamadığı , kurulduğunda bunun nasıl suistimal edilerek ülke içinde paralel güç odakları oluştuğunu size hatırlatmama gerek yok.
Elbette hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımı olmalı.Olmalı da bugüne kadar neden olamadı, buna engel olan siyasi ve konjonktürel iklim nedir? Bunlar analiz edilmeden yapılan klişe,sığ ve üstenci "çözüm önerileri"ne siz bari yenilerini eklemeyin hocam.
Bunlar yeni şeyler değil ki. 20 yıl önce hepsi bugünkünden daha iyiydi.
SilHocam bunlar genç arkadaşlar bizim kuşaktan değil.
SilHocam bir reform zaten yapısal değilse ona "reform" denilebilir mi? Yapısal olmayan reform nasıl oluyor?
YanıtlaSilBu konuda kitabım var ona bakarsanız farkları görebilirsiniz.
SilHocam imar mevzuatındaki değişiklikler "yapısal reform" olarak değerlendirilebilir mi?
YanıtlaSilHayır. Yapısal reform yapıyı değiştirecek adımdır.
SilFaizli üretim kredisi alanlar, ödedikleri faizi ürünlerinin maliyetlerine ekler ve kar oranlarını buna göre belirlerler. Faiz maliyete yansıtıldığı için faizi ödeyenler üreticiden ziyade tüketicilerdir. Bu şekilde faiz gelirleri halkın tümünden toplanır ama zararını özellikle düşük gelirli kesim görür. Halkın tabanında alım gücü düşer, fakirleşme artar ve paranın dolaşım hızı azalır. Paranın dolaşım hızının azalması, piyasadaki kişi ve kurumları etkileyip önce tüketimi ardından üretim ve yatırımları azaltıp kısır bir döngüyü başlatır. Faizli borç yükü altında ezilen girişimciler bekledikleri karı elde edemediklerinde veya zarar ettiklerinde işyerlerini kapatmaları ve orada çalışanların işlerini kaybetmeleri gibi istenmeyen sonuçlar ortaya çıkar. Bu durumda hem girişimci hem de çalışan ekonomi dışına itilmiş olur.
YanıtlaSilFaiz, servetin belli ellerde toplanmasına neden olarak ekonomiyi daraltır, piyasadaki arz-talep dengesini bozar, finansal krizlerin önünü açar, üretim maliyetini artırdığı için hem maliyet enflasyonu oluşur hem de üretim kapasitesi düşer ve gelir dağılımındaki dengeyi bozarak ekonomik düzene zarar verir. Artan enflasyon faizleri daha da artırır. Bu da yatırımların azalmasına, üretimin düşmesine ve işsizliğin daha çok artmasına sebep olur. Böylece fakirleşme sadece halkın tabanına değil, orta kesime de yayılır ve sonunda orta kesim de kalmaz. Tüm bunları engellemek için paranın belli kesimlerin elinde toplanmaması, halkın geneline yayılması gerekmektedir. Süreç ters yönde işlemeli ve gelir eşitsizliği azaltılmalıdır. Bu şekilde herkes ekonomiye kazandırılır, böylece yukarıda anlatılan tüm olumsuzluklar tersine dönerek birbirini körükleyen pozitif süreçler başlamış olacaktır.
Mevcut iktidar bunun tam tersini yapıyor. 1-) Gelir adaletini sağlayamıyor. 2- Üretimin artırılması gerekirken, düşük maaşlar dolayısıyla halkın alım gücünü frenleyip tüketimi azaltarak, mevcut üreticinin yetersiz talep dolayısıyla fiyatlarını düşürmesini bekliyor. Enflasyonu bu şekilde düşürmeye çalışmak da aslında derin yoksulluğu perçinlemiş oluyor. Böylece hem girişimci malını istediği fiyata satamamış ve büyüyememiş olurken, diğer taraftan da faiz borcu altında ezildiği için küçülmeye, işçi çıkartmaya ve kapanmaya kadar gidebiliyor. Alım gücü düşürülmüş halkın büyük çoğunluğu ise en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor; ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bunlar da faiz yükü altına giriyorlar. Gelir eşitsizliğinin azaltılamaması tam tersine artırılması ve paranın sadece belli kesimlerde toplanması ise mutsuz ve borçlu bir toplum, aile içi şiddet, işsizlik, gençlerin evlenememesi, geleceğe umutla bakamaması, derin yoksulluk gibi bizi dizi sorunu beraberinde getirmiş oluyor.
SilMevcut iktidarın misyonu bu. Şaşılacak bir şey yok.
Silhocam merhabalar , ekonomi ögrencileri için bu alanda neler önerirsiniz sistem değişiyor ne yapmalıyız hocam ?
YanıtlaSilHocam fintech alanı hakkında düşünceniz ne dünya da ve Türkiye de geleceği var mı
YanıtlaSil2018 kore yapımı "Default" filmini baştan sona izlemenizi öneririm korenin geçirdiği ekonomik krizi anlatiyor.Saygılarımla
YanıtlaSilHala hukukun üstünlüğü ve demokrasi bilmem ne martavalları atılıp tutuluyor yıl 2025. Gazze'de bebeklerin üzerine bomba yağıyor... Hak'tan hukuktan demokrasiden bahsediliyor. Bırakın artık bu boş hamasetleri insanlar inanmıyor. Dünya'da güçlü'nün sözü geçiyor, sizi de demokratik olun, hukuka riayet edin martavalları ile oyalıyorlar siz de yiyorsunuz. Siz istediğiniz kadar Ortadoks politikaları uygulayın, şirin görünün, faizleri arttırın yok arkasına bakın biz ne kadar demokratiğiz, ajanlık yapanları hapse atmıyoruz, ülkemizi bölmek isteyenleri besliyoruz yargılamıyoruz hehe diye şirin görünün, sistemi kuran onlar, yöneten onlar...
YanıtlaSilBüyük oyunu çözmüşsünüz de Ortadoks yazmasanız iyiydi. Onu çözememişsiniz.
SilO ülkeler zulüm yaptıği için mi o halde . Yok ekonominin , hukukun kurallarına göre hareket ettiği için mi ?
SilBu soruyu kendine sormaktan acizsin. Sen gibi kafalarda kendi miletine eziyet eder ancak.