Kural Dışılık Çağı
Yirmi birinci yüzyılın iki özelliği artık iyiden iyiye öne çıkmaya başladı: “Kural tanımazlık” ve “belirsizlik.” İkincisi, bir ölçüde ilkine bağlı yani belirsizliğin bir nedeni de kural tanımazlık. Bir de bu iki tuhaf durumu normalleştirmeye yönelik saçma sapan “yeni normal” ifadesi var.
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde
başlayan küreselleşme eğilimi bütün dünyaya egemen oluncaya kadar ABD ve Avrupa
ülkelerinde kurallara saygı en önemli şeydi. Liyakate değer verilir,
yolsuzlukla mücadele edilir, yolsuzluğu çıkan yöneticiler mahkeme sonuçlarını
beklemeden istifa ederlerdi. Bu durum batı dünyasına dâhil olan Japonya’da en
üst düzeyde geçerliydi. Bırakın yolsuzluğu, başkalarına zarar verecek bir
hatası olan kişi harakiri yaparak yaşamına kendi eliyle son verirdi.
Buna karşılık gelişme yolundaki
pek çok ülkede iktidar sahipleri kurallara uymazdı. Onlar uymayınca toplumda da
kurallara uymama eğilimi yaygın hale gelmişti. Siyasetçilerin kurallara
uymamaları, iktidar değişinceye kadar pek sorgu konusu yapılmazdı. İktidar
değiştiğinde yeni gelenler eskilere hesap sormaya başlar, yeni gelenler de
iktidardan düştüğünde aynı durumla karşılaşırdı. Bu hesap sorma çoğu kez intikama
dönüşürdü.
Gelişmiş ülkelerin gelişmiş
olmasının en önemli nedeni kurallara uyulması, gelişmekte olan ülkelerin bir
türlü gelişememesinin en önemli nedeni ise kurallara uyulmamasıydı. Kurallara
uyma ölçüsü aynı zamanda belirlilik – belirsizlik ayrımında da önemli bir ayraç
görevi görürdü. Genellikle kurallara uyan ülkelerde belirsizlik, uymayan
ülkelere göre çok daha düşük düzeyde olur, kurallara uyan ülkeler daha çok
yatırım çeker, daha düşük enflasyon ve faizle yaşardı.
1980’lerde başlayan küreselleşme
sonrasında bu eğilim yavaş yavaş değişmeye başladı. Özellikle yirmi birinci
yüzyılın ilk çeyreğinde bu değişim hızlandı. Başta ABD olmak üzere gelişmiş
ülkelerde (Japonya hariç) kurallara uymamayı ilke edinen siyasetçiler ortaya
çıkmaya ve iktidara gelmeye başladı. İşin ilginç tarafı eskiden olsa sistem
onları cezalandırır ve yönetimden uzak tutardı şimdi öyle olmuyor, kurallara
uymama halk arasında da yaygınlaştığı için bu tür siyasetçiler destekleniyor.
Gelişmekte olan ülkelerde kurallara uyulmamasının gelişmişliğe engel olduğunu
söyleyen, onlara kurallara uymanın erdemini anlatmaya çalışanlar şimdilerde
kurallara uymayanları destekler oldu.
Demokrasi, hukukun üstünlüğüne,
tarafsızlığına, liyakate dayanan bir rejimdir. Otokratik rejimlerde bunların
hiçbiri yoktur. Daha doğrusu görünürde bunları düzenleyen yasalar, kurallar olsa
da bunlar iktidar sahipleri başta olmak üzere güçlüler için uygulama dışıdır. Batının
gelişmiş, demokratik ülkelerinin otokratik ülkelerden farkı, herkesin kurallara
uyması, uymayanların eşit biçimde cezalandırılmasıydı. Bugün bazı gelişmiş
ülkelerde o noktadan hızla uzaklaşılıyor ve otokratik ülkelerdekine benzer
yapılar ortaya çıkıyor.
Küreselleşmeyle birlikte otokratik
yönetim altındaki ülkeleri demokrasiye davet edenlerin kendi ülkelerinin
siyasetçilerinin otokrasiye heveslenmiş olduğunu ve daha da ilginci kamuoyunda giderek
daha fazla destek bulmaya başladıklarını görünce uğradıkları hayal kırıklığı
büyük olsa gerek.
Kuralsız bir dünya, orman
kanunlarının işlediği bir dünyadır: İktidarı ele geçiren istediğini yapar. Herkes
aynı düzene geçtiğinde zamanda geri gitmiş oluruz.
Şakayla karışık bir söz vardır:
“Kurallar, ahmakların uyması için yapılır.” Bu söz şaka olmaktan çıkıp bugünkü
yaşamın genel kuralı haline gelmiş görünüyor.
Hocam kaleminize sağlık her kelimesine katılıyorum. Şunu da eklemek istiyorum, elbette bastakiler kurallara uyacaklar ama onları seçen halkta en az onlar kadar denetleyici olacak uymayan uyumayacak vesselam
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilDÜNYA VAHŞİ BATIYA DÖNDÜ MEDENİ İNSANSANLAR AZINLIKTA KALDI MEDENİYET GERİYE GİDİYOR TRUMP. ELON MUSK REVAÇTA.
SilRoma’ya düşen buyurmak ve buyruklara uymamaktı. Geri kalanların yapacağıda buyurmamak ve buyruklara uymaktı. ( Ortega y Gasset - Kitlelerin Ayaklanışı - sayfa 233)
YanıtlaSilÇağımızın iflah olmaz hastalığına karşı güzel bir yazı olmuş!
YanıtlaSilSağ olun.
SilHocam hedeflerden uzaklaşıyormuyuz?
YanıtlaSilBir hedef mi vardı?
SilHedefler burada
Silhttps://pbs.twimg.com/media/GjDteVYW4AAzvCN?format=jpg&name=large
Bu yeni düzende namuslu insanlar değil 3 kağıtçı, hırsız , mafyatik tipler siyasete girer.
YanıtlaSilMaalesef.
Sil👏👏👏
YanıtlaSil🙏
SilGünümüz gerçeğini çok iyi analiz eden bir yazı. Gidişatı acaba Marks türü diyalektik materyalist felsefe nasıl açıklayabilir. ? Yazınız için sağolunuz
YanıtlaSilTeşekkürler.
SilKuralsızlık - Kurallar - Kural Dışılık - Anarşi - Yeniden Kurallar
Bana lütfen kızmayınız:
YanıtlaSil"Kural" kelimesine yüklenen anlamlar, insanların hayatı yaşayış biçimlerine göre değişiklik gösteriyor. Ortak [müşterek] zeminler [kurallar] kuramıyoruz.
Laikliği [sekülerliği] özümseyen insanlar, "laikliğin [sekülerliğin] kuralları"na göre ülkenin yönetilmesini istiyor.
Dindar insanlar, "dinin kuralları"na göre ülkenin yönetilmesini istiyor.
Kavga çıkıyor!
Niye kızayım? Tespitiniz doğru. Benim vurgulamaya çalıştığım konu şuydu: Hangi sisteme göre yapılmış olursa olsun kurallar herkese eşit uygulanmalı. Siyasetçiye farklı kural vatandaşa farklı kural olmamalı.
SilTurkiyeden gecen sene hollandaya tasindim, benim dusuncem su, eger bir kural varsa herkes Ona uymali. Egerki uyulmuyorsa kural kaldirilmali.
SilHangi dindarlik. Dinciler demeliydiniz. Dindar halk yolsuzluğa hırsızlığa rantciliga ortak tepki gösterir. Adalet talep eder .hiçbir canliya eziyet etmez öldürmez. Ormanlarının yakilmasina seyirci kalmaz. Hile yapmaz. Bana dokunmayan yilan bin yil yaşasın demez. Biz de maslesef bunlarin hepsi vsr çünkü ahlâksız halkiz. Ahlâk in dine ihtiyacı yoktur ancak dinin ahlâka ihtiyaci çoktur. Bir halkta 3A olmazsa o ülkede ne eğitim ne ekonomi ne de hukuk olur. Ahlâk Adalet ve Akıl.
SilAynen, dindar insanlarla dinci insanları birbirinden ayrı tutmak lazım.
SilAdsız11 Şubat 2025 16:21 Laikler ve laikçileri de ayrı değerlendirelim bence.
SilKurallarımız var ancak uygulamada her zaman istisnalar ve muafiyetler var. Böyle olunca da kurumlar ve kişiler bu istisna ve muafiyetleri kullanarak işlerini yapıyor. Kurallara uymak ise bu sefer zaman kaybı ve enayilik olarak kabul görüyor ne yazık ki
YanıtlaSilAnayasa maddelerinde istisna yok ama o Anayasayı korumakla ve uygulatmakla yükümlü olanlar oradaki kurallara uymayınca kimse de diğer kurallara uymuyor ve haklı hale geliyor.
SilKuralların çok ve detaylı olduğu yerlerde mutlaka arkakapı vardır. Çok kural, kurallara uymaya çalışanlar insanları yorar, kuralsızlar zaten arkakapıdan her zaman o kuralların üstünden atlamayı bilir. Bu da bir süre sonra kurallara uyanları da rahatsız eder, "bir aptal ben miyim!" diyerek o da arkakapıyı yoklar.
YanıtlaSilKurallar, düzen için olmazsa olmaz şarttır. Ama "ahlak" kurallardan üstün değilse daha daha çok kural daha iyi ve daha düzgün bir düzen kuramaz.
Bizdeki temel sorun kural koyanların kurallara uymamaları.
SilYorumum (11 şubat 13:00) evrelseldir. Dünyanın neresine giderseniz gidin aynıdır. Ahlak, kuraldan üstün olmalıdır.
SilMilletvekillerini kapsayan trafikte ceza muafiyeti, şimdi de 3 bin 600 eski milletvekiline getirilmek isteniyor.TBMM Başkanı'nın onaylaması halinde eski vekiller de hangi kuralı ihlal ederse etsin, tek kuruş ceza ödemeyecekmiş.
YanıtlaSilİşte olay burdan başlıyor bence. Önceki Cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet SEZER beyefendiyi gözlerimle görmesem inanmayacaktım ama kırmızı ışıkta makam aracını bekletip yoluna öyle devam etmişti.
Baştakilere böyle ayrıcalıklar tanınıyorsa, vatandaşın günahı ne? Bu ve benzeri kokuşmuşlukları gidermeden işimiz zor bana göre...
Yazınız için çok teşekkürler Hocam.
Milletvekili olan kitlenin magandalığını bedavaya getirme ihtiyacı var demekki. Milletvekili seçilenlerin seviyesini çok iyi gösteren örnek bir olaydır. Trafikte kuralsızlığı kendilerine bedavaya getirdikten sonra, çocuklarına, anne babalarına isterler. Sonra Emlak Vergisi ödemek istemezler. Daha sonra market alışverişlerinde özel bir kod ile KDV muafiyeti isterler. Yani ölene kadar yüce Türk milleti biz millet vekillerine çok iyi bakmak zorundadır derler.
Sil1948 adlı romanda " hiç bir şey kural dışı değildi" diye 77 yıl önce görmüş ve yazmış , George Orwell .
YanıtlaSil1984 olmasın o roman :)
SilYine siyasi bir yazı. Offf, Offf, hocamızı kaybediyoruz .
SilBu, gözleme dayalı bir sosyolojik tespit yazısı. Sonuçta her şey siyasete çıkar.
Siltakmışlar siyaside siyasi çıkıp siyasi yazı yazıp onlara gerçek siyaseti gösterin
SilYazınızda Trump'a da ciddi bir eleştiri yapmışsınız. Yanılıyor muyum? Türkiye zaten kural tanımaz bir ülke. Sadece gücü ele geçirenler değil, toplumun geneli kural tanımaz. Ben bunu çocuklarımızı yetiştirme tarzımıza bağlıyorum. Çocukları ödül ve ceza sistemine göre yetiştirmiyoruz. İkaz ve uyarı yetmiyorsa, kuralları değiştirip yeni kurallar koyuyoruz. Çocuk da her seferinde bu yeni kuralları gerek ebeveyninin merhamet duygusunu kullanarak gerekse küsüp kapris yaparak aşmayı öğreniyor. Büyüdüğünde ise bu kuralları aşmanın farklı yollarını öğreniyor. Özellikle gücü eline geçirdiğinde artık çok daha özgür olmuş oluyor.
YanıtlaSilİki basit örnek vereceğim biri kendimle diğeri de akrabamla ilgili.
Yurt dışında bulunduğum yıllarda bir gün yaya trafiğinde kırmızı ışıkta beklerken, arabaların uzak olduğunu görünce karşıya geçmek için hakereke geçtim. O esnada arkamda olan yaklaşık 10-15 kişiden sesler yükselmeye başladı. Ben yürüdükçe sesler azalmıyor sanki daha çok artıyordu. Yolun yarısına geldiğimde çok yanlış bir şey yaptığım hissine kapıldım, utandım fakat geri dönersem herkes yüzümü görecekti ve daha çok utanacaktım. Nasılsa yolun yarısına gelmiştim, bari geçeyim dedim. O gün herkes Türk olduğumu anlamış mıdır bilmiyorum fakat o günden sonra yurt dışında kırmızı ışıkta hiç geçmedim. Hatta gelecek araba uzak olsa değil; araba hiç olmasa bile bekledim. Çünkü herkes bekliyordu ve kural benimsenmişti. Neden durduk yere tepki göreydim ki? Fakat Türkiye'de herkes geçtiği için ben de geçiyordum. Çünkü kimse tepki göstermiyordu. Tam tersi, araba yokken beklemek enayilik oluyordu.
2. örnek: Bir akrabam artık yurt dışına yerleşmiş olan çocuğunu ve torununu ziyarete gitmişti. Türkiye'ye döndüğünde bana etkilendiği iki olayı anlattı. Hatta bir tanesinin uzaktan videosunu bile çekmişti. Bak görüyor musun dedi, parka çıkarttığı köpeğinin bıraktığı emaneti, çantasından çıkarttığı poşetle alıyor, orada bırakmıyor; sadece bu kadın değil, herkes böyle yapıyor; şaşılacak şey doğrusu. (Kural benimsenmiş) İkinci örneği torunuyla ilgiliydi ve anlatırken sonunda sevinç gözyaşı döktü. Erkek torunu (o zamanlar 8-9 yaşlarındaydı) okula gitmek için kendi başına (ebeveyninden bağımsız) erken kalkmış) Okula geç kalmamak için çabucak buzdolabından kahvaltılıkları çıkartmış; kahvaltısını yaptıktan sonra tekrar buzdolabına kahvaltılıkları koymuş, hatta masayı bile silmiş ve tüm bunların hepsini tek başına yapmış! (Ebeveyninden bağımsız olarak yapması gereken kuralların tamamı benimsenmiş) Bir taraftan gurur duyuyor, gözleri yaşarıyor bir taraftan da kendisine sitem ediyordu. Biz olsaydık el bebek gül bebek yetiştirir; yatağından kaldırır, herşeyini hazırlar hatta yemezse lokmayı bile zorla ağzına verirdik dedi. Güldüm.
Evet Trump ve benzeri konumdaki liderlere.
SilHocam 3 paragraf yorum yaptım, 3 kelime ile cevap vermişsiniz.Teessüf ederim.
SilSayın Mahfi Eğilmez, 17:46'daki yorum şahsıma ait değildir. Bazı insanlar gerçekten yapmış olduğum yorumu sahiplenecek kadar tuhaf ve sahteler.
SilTroller her yerde.
SilGünümüzde siyasete ilgi duyan gençler azalıyor çünkü kısa yoldan zengin olmayı tercih ediyorlar ve bir liderin 4-5 yıllık görev süresinde köklü değişimler yapamayacağına inanıyorlar. Örneğin, Elon Musk gibi girişimciler, politikacılardan daha büyük etkiler yaratabildikleri için gençlere daha cazip geliyor. Benzer şekilde, Idealist liderler bile sistemin sert duvarlarına çarptığında, gençler siyasetten tamamen umudunu kesiyor. Piyasa delilere kaliyor ve kural disilik cagi kacinilmaz oluyor olabilir mi ?
YanıtlaSilMahfi hocam,
YanıtlaSilKurallara uymak; "enayilik", "sünepelik" olarak da lanse ediliyor.
Yani siz "dürüst" kalmaya çabalasanız da; sizi zorla kendi "dürüst olMAyan düzenleri"ne sokmak istiyorlar, sizi de kendilerine benzetmeye uğraşıyorlar. Adeta kuşatma var!
Bu durum da dikkatinizi çekiyor mu?
Çekmeseydi bu yazıyı yazmazdım.
SilHocam bence insanların geleceğe dair beklentileri gittikçe azalıyor ve buna bağlı olarak umursamazlık özellikle yeni nesilde haddinden çok fazla çoğu kişi çoğu şeyi umursamıyor değişik bir rahatlık var zihinlerde
YanıtlaSilÇok doğru.
Sil1981 yılında 141 milyar dolar ile dünyanın önde gelen borç veren ülkesi olan ABD günümüz de 36 trilyon dolar ile dünyanın en borçlu ülkesi haline gelmesi sanırım yazınızın en güzel örneği...
YanıtlaSilBu borcun ne kadarı Abd varandaşı olanlara ait bir bilsekte ıslak rüyalardan uyansak Abd borçlu diye puff olacak sanrısı sardı halkımızı.Abd Türkiyedeki vergi salma sistemini 2 sene tadımlasa 50 trilyon dolar vergi toplar arkadaşlar şirketler devleti orası ıslak rüyalarınızdan uyanın
SilOtomotiv İhracatçıları Birliği (O.İ.B.) Başkan Yardımcısı "Orhan Sabuncu"nun uyarısı:
YanıtlaSil"Son 1 yılda artan maliyetlerden dolayı şirketler para kazanamıyor.
Şimdi herkes işlerini götürebildiği kadar yurtdışına götürmeye çalışıyor.
Alternatif olarak Fas ve Romanya gibi ülkelere yatırım konuşuluyor.
Özellikle tedarik sanayisinde ciddi şekilde yatırımın taşınması bile söyleniyor.
Aksi hâlde şirketleri Türkiye içinde kalarak yaşatmak mümkün değil.
Türkiye bugüne kadar avantajlıydı, ama bugünden sonra dezavantajlı konuma sürüklendi.
Onun için önümüzdeki 1-2 sene tehlike büyüyecek."
Kaynak:
https://x.com/PiyasaTurkiye/status/1889202245578731795?s=19&mx=2
Herşey para değil.
Silşirketi para kazanmazsa o işi kim yapmaya devam eder? İşsiz kalda göreyim ben seni herşey neymiş. Adsız 11:31
SilAdsız12 Şubat 2025 13:50 Hayatta paradan daha önemli şeyler var .Aşk gibi, sevgi gibi,..
SilDoğru, vatan sevgisi herşeyden önemlidir.
SilAşk sevgi karın doyurmaz. Ama onlar olmadan da eksik kalır. Yaşamdan zevk almazsın.
SilVatan sevgisinede katılıyorum. Ama vatan sevgisi adı altında halkı köleleştir, sen zevki sefa içinde yaşa. Buda kabul edilemez.
Şair demiş ya "Dini imanı vatanı para, yaptıkları her iş makara".
Adsız12 Şubat 2025 13:50
Vatan sevgisi demek çocuk sevgisi demektir.
SilBizim gibi ülkeler, dünyayı kendine benzetti, bu da bizim başarımız. Küçümsemek lazım.
YanıtlaSil:) Başarı tanımınız değişik.
SilSayın Eğilmez, bilindiği üzere kuralsızlığın sonu gücü, gücüne yetene varır. Toplumlarda güçlü olanlar, güçsüzleri etrafına toplarlar ve toplumu yönetirler. Bilhassa maymunların dünyasında bu durum açıktır. Lider maymun gücü yetene kadar toplumu yönetir, sonra güçlü genç bir maymun Liderliğe yükselir ve toplumu yönetir.
YanıtlaSilGaliba yakında maymunların dünyası yaşanacak.
Öyle bir film serisi var biliyorsunuz: Maymunlar Cehennemi (özgün adı Planet of the Apes.)
SilMahfi Eğilmez12 Şubat 2025 09:26 Yeni mi çıktı hocam?
SilYenisi de var ama 1968 tarihli Charlton Heston'un oynadığı ilk film bence en iyisiydi.
SilBu güzel anlatımınız için çok teşekkürler. Okurken en çok zorlandığınız yazınızın bu olduğunu hissettim. Ülkenin kalkınmasında emeği olan siz ve sizin gibi değerli aydınların da aynı rahatsızlıkları hissettiklerine eminim.
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Sadece ülkenin değil dünyanın gidişi hakkında da endişe duyuyoruz. Kendimiz için değil kuşkusuz, bizim kuşaklar geldi gidiyor, iyi günler de gördük biz. Çocuklarımız, torunlarımız için endişeliyiz.
SilHocam peki değişen bu dünya düzeninde ekonomi kitapları önemi yitirecek mi yeni kurallar gelecek midir ?
YanıtlaSilYeni Ekonomi kitabımda bunları anlattım.
SilHocam küresel gelişmeleri gücel takip ettiginiz siteler nelerdir?
YanıtlaSilPek çok siteye günde bir kez uğrayıp bakıyorum. BBC Home, Euroactive, CNN International. Bizde de küresel gelişmeleri sürekli izleyip anlatan çok iyi siteler var: T 24, Oksijen, Diken, CNBCe, Bloomberg HT.
SilHocam dünyanın en zengin aileleri özellikle zenginliklerini korumak, kendi zenginliklerini artırmak küresel sermayeyi kontrol altında tutmak .... vb. Tüm çıkarlarına yönelik her adımı kurgulayarak toplumu yeniden dizayn ediyorlar. Bunu öncelikle geçmişten gelen özellikle köken sahibi milletleri ayrıştırmak kültürlerini yozlaştırmak üzere kurguladılar, bunun için de her kültüre özgü aykırı yada çoğunluğu arkasından sürükleyebilecek liderleri desteklediler. Tabiri caizse her kültüre nabza göre şerbet vererek işe başladılar. Z kuşağını yaratarak tüketim odaklı bir kitleye dönüştürdüler. Bir çok toplumu yerleşik ahlak kurallarından uzaklaştırcak, değişimi normalmiş gibi göstererek bunları normalleştirmeyi başardılar, bunu yaparken de aykırı tipleri lider olarak seçtiler, böylelikle normalleşme süreci hızlandı....Bundan sonrasının çok daha karanlık olacağını düşünüyorum. Yaz yaz bitmez... İnanın içim çok daralıyor bazen. Ben ne yapabilirim kendi ailem özelinde ve dokunabildiğim çevrem haricinde ne yazık ki aciz hissediyorum. Saygılar...
YanıtlaSilEvet maalesef telefon ve sosyal medya bağımlısı bir kuşak yetişti. Sosyal medyanın da yalnızca magaziniyle ilgililer. Aileler için de çok zor.
SilZ kuşağı neden böyle, şikayetçi misiniz? Sizin gençliğinizdeki gençler de böyle umursamaz mıydı? Ortada pedagogluk bir vaka mı yoksa toplumsal bir vaka mı var?
YanıtlaSilBüyük bir sıkıntı söz konusu. Hiçbir dönemde bu kadar tüketim düşkünü bu kadar çevreye boş vemiş bir kuşak olmadı herhalde.
SilBu Gençlik Nereye Gidiyor ? Sümer Tabletleri M.Ö 4000 . Bizler de zamanında gençtik.
SilS:Gençler kimi örnek alıyor?
SilC: Bizleri.
S:Tükenmişlik bizlerde varmı?
C:Var.
S: Çevresine bakıyor gençler. Hukuksuzluk,yalan dolan,hırsızlık ,yoksulluk, adma kayırma, koltuk sevdası,ekonomik sorunlar her tarafta hiç olmadığı kadar var. Büyüklerimizden böyle görüyoruz.
C: Haklısınız.
S:Kazancımız alım gücümüz varmı? birikim yapabiliyormuyuz? Bari hiç olmazsa günümüzü iyi geçirelim.
C: Hayır yapamazsın. Haklısın.
Suçu yine başkalarına atarak işin içinden sıyrılmak yolunu seçiyoruz. Seçim sizin.
Hocam bu söylediğinize bencilizm diyebilir miyiz?
SilSanırım en son eli maşalı; korkulan, saygıda kusur edilmeyip izin istenen ve karşısında bacak bacak üstüne atılmayan (atılamayan) kuşak sizdiniz.
SilHayır onlar bizden öncekilerdi. Biz çocuklarımıza böyle davranmadık.
SilZ kuşağı olarak bizim anne ve babamız olan Y kuşakları zamanında sizden çok çekmiş, çok baskı görmüş ve bunun sonucunda da “Bir gün benim çocuğum olursa, ben çocuklarıma böyle davranmayacağım; onları rahat bırakacağım” demiş olabilirler mi? Bu durumda asıl sorunun Y kuşağının çocuklarını yetiştirme tarzında olduğunu söyleyebilir miyiz?
SilHerkes suçu babasına mı atmış :)
SilBu durumda akıl ve iradeyi nereye koymalıyız?
Evet, hatayı önce kendimizde aramayı ilke edinmezsek hep dış güçlere sorumluluk yüklersek aynen bugünkü gibi oluruz.
SilSevgili Üstat merhaba.
YanıtlaSilGelişmiş ülkeler kurallara uyan ve uygulatan liderler yerine uymayan ve uygulatmayan liderleri neden tercih etmek zorunda kalmış olabilirler sorusuna cevap arıyorum.
İfade ettiğiniz kuralsızlık ve belirsizlik durumu yapısı gereği Çin için geçerli değil diye düşünüyorum. Buna bir kaç Asya ülkesi daha (Singapur, Güney Kore vb) dahil edilebilir belkide. Geride bıraktığımız 20. Yüzyılın sonundan bu yana Batı’nın Dünya ticaretinden aldığı pay dramatik olarak düşüyor. Ortalama gelirleri düşmesede, büyümeden (refahtan) aldıkları pay azalıyor, Asya ülkelerinin tersine. Gelişmiş ülkelerde yaşayanların tercihlerini değiştirmelerinin önemli sebeplerinden bir tanesi bu olabilir diye değerlendiriyorum.
Bir tür dengelenme yaşanıyor bir yanıyla. Eskisine göre durumu bekledikleri oranda gelişmeyenler şaşkın ve belkide çaresiz. En azından şimdilik.
Küreselleşme sermaye sahiplerine bir refah artışı getirmiş olsa da, ülkelere göre dağılımı homojen değil.
Çok selam ve sevgiler.
Sanırım birçok nedeni var sizin dediğinizin yanında. Bir nedeni de siyasetteki düzey kaybının kaliteli insanların siyasetten uzak kalmasına yol açması olsa gerek.
SilBizim gibi 20. Yüzyılın ortalarında doğmuş insanlar için bu çağın getirdiği belirsizlik kalan yaşam için bir güvensizliği getiriyor. Bazı gelişmeler şok etkisi yapıyor. 21.yüzyılda doğanlar ya da genç olanlar bu durumun normal olduğunu düşünüyorlardır sanırım.
YanıtlaSilBu da geçer.
SilHemen şimdi ne yapılması lazım hocam?
YanıtlaSilHukukun üstünlüğü şimdi ve her zaman. Ama artık eskisi kadar kolay değil bu.
SilSayın Eğilmez, "Yeni Feodalizm"'in ardından içinden geçmekte olduğumuz evrenin temel karakteristiklerinden birine daha değinmişsiniz. Görüşlerimiz örtüşüyor. Sanırım bu yazıların devamı da gelecek görünüyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerin egemenlerini böyle yapan/olmaya zorlayan nesnel etmeni ele alacağınız yazıyı merakla bekliyorum. Saygılarımla.
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Evet bu dediğinize kafa yoruyorum.
Silİnsan neye şaşıracağını şaşırır mı? Kurallar mı, bizi köle olmaya zorlayan, uyuşturan, elimizi kolumuzu bağlayan kurallar mı? Sevinsek mi üzülsek mi bilemiyorum.
YanıtlaSilSormayın.
SilHocam hakaret olmayan bir cümleden hakaret ifadesi nasıl çıkartılabiliyor? Artık eleştiri; hafif eleştiri ve ağır eleştiri olarak sınıflandırılıyor diyebilir miyiz? İfade özgürlüğü ve demokrasi bunun hiç bir yerinde yok. Artık sadece kitaplarda yazılı bir terim olarak bulunuyor maalesef. Bizim asıl üzerine titrememeiz gerekenin kişiler değil de kurallar olduğunu ne zaman anlayacağız? Bu kurallar boşuna mı konuldu? Halk boşuna mı referanduma gitti? Olması gereken, kurallara uymak; eğer kurallar değişirse, o zaman da bu değişen kurallara uymak değil mi? Keşke Anayasaya uymayanların dokunulmazlığı kaldırılsa ve anayasa karşısında herkesin eli kolu bağlı olsaydı. Bir gün iktidar değişirse, iktidara geleceklerin yapması gereken ilk eylem kesinlikle bu olmalıdır. Çünkü böylesi bir düzenlemeyi yapmadıkça kural tanımazlık (şimdi olduğu gibi) hiç bitmeyecek ve toplumun her kademesine sirayet etmeye de devam edecektir.
YanıtlaSilKaleminize sağlık hocam,
YanıtlaSilYapılan yorumlara ve yazılarınıza LİKE-DİSLİKE butonuda eklemelisiniz.
Nasıl ekleneceğini bilmiyorum.
SilMüesses nizamın efendileri kurduklari düzen eskiyip yipranip fonksiyonel olmaktan çıkmaya başlayınca kural dışılığı başlatirlar ki yeni müesses nizam talebi oluşsun. Ordo ab chao derler yani. Kaostan düzen cikarmak stratejisi devrede.
YanıtlaSilTüsiad başkanının açıklamasını gördünüz mü hocam? İş dünyasının ortak fikrini gösterir mi bu açıklamalar yoksa bireysel bir serzeniş mi sizce?
YanıtlaSil