Makroekonomik Denge Bozulmaya Devam Ediyor
2020 yılının birçok göstergesi
çıkmış olsa da bazı göstergeler henüz tamamlanmadı. En son açıklanan üç önemli
veriyi ele alalım.
İlk veri hazine nakit dengesi. Bire bir aynı şey olmasa da çok yakın iki veri olması nedeniyle hazine nakit dengesi bütçe dengesi için bir anlamda öncü göstergedir. Nakit dengesi aşağıdaki tablodaki gibi açıklandı (kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı.)
Buna göre uzun bir süre sonra
nakit dengesi GSYH’nin yüzde 3’ünü açmış bulunuyor. Bütçe açığı da bu orana
yakın olacaktır. Bu durumda yıllardır ekonominin dengesi olarak yüzde 3’ün
altında tutulan bütçe dengesi çıpa niteliğini kaybetmiş görünüyor. Bu önemli
bir denge kaybıdır. Öte yandan Türkiye’nin yıllarca dikkatle kolladığı faiz
dışı fazla verme çabası da son dört yılda tersine dönerek faiz dışı açık
vermeye başlamıştır. Bu açığın artması ise borçlanmanın ve dolayısıyla
borçlanma maliyetinin artacağının göstergesidir.
İkinci veri Ekim ayı işsizlik
oranı. Buna göre Ekim 2020 itibarıyla resmi işsizlik oranı Eylül ayındaki yüzde
12,7 oranında kalmış görünüyor (kaynak: TÜİK, İşgücü İstatistikleri, Ekim
2020.)
İşsizlik oranı resmi işsiz
sayısının işgücüne bölünmesiyle bulunuyor. Buna karşılık işsiz olup çalışmaya
hazır olanlar ve mevsimlik çalışanlardan son 4 hafta içinde iş arama
kanallarına başvurmamış olanları ve zamana bağlı eksik istihdamı da hem işsiz
hem de işgücü sayısına ekleyerek (geniş işgücü oluyor) hesaplama yaparsak
karşımıza yüzde 26,9 oranında geniş işsizlik oranı çıkıyor. Türkiye için gerçek
işsizlik oranı aslında budur. Çalışmaya hazır + mevsimlik çalışanlar ile zamana
bağlı eksik istihdam işsizler arasında sayılmıyor. Öyle olunca da resmi
işsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre azalmış görünüyor. Oysa geniş
işsizlik ciddi biçimde artıyor.
Üçüncü veri ödemeler dengesi ya da kamuoyunu ilgilendirdiği biçimiyle cari denge. Cari açık artmaya devam ediyor (kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi İstatistikleri, Kasım 2020.)
Tablo son dört yılı
karşılaştırmalı olarak gösteriyor. Geçen yılki fazladan son bu yıl cari denge yeniden açığa dönmüş durumda. 12 aylık bazda cari açık GSYH’nin yüzde 5’ini
aşmış bulunuyor. Yılsonunda açık muhtemelen bu oranın üzerinde olacak. Türkiye’ye
yönelik doğrudan yatırımlar azalırken portföy yatırımları yükseliyor. Bu kalıcı
para girişi yerine sıcak para girişine dönüşü gösteriyor. Hizmet gelirlerindeki
büyük düşüş asıl olarak turizm gelirlerinin düşmesinden kaynaklanıyor. İlk on
ayda resmi rezervlerde 38,6 milyar dolar azalma olmuş. Bir başka ifadeyle açığı
finanse edebilmek için rezervlerimizin 38,6 milyar dolarını harcamışız.
Her üç gösterge de ekonomik
dengelerin bozulmaya devam ettiğini gösteriyor. Enflasyondaki bozulmayı da
bunlara eklersek önümüzdeki döneme ciddi bir sıkıntı aktardığımızı açıkça görebiliyoruz.
Bozulan dengeler içinde belki de en önemlisi bütçe dengesi ile cari denge
arasındaki ilişki. Bu iki dengeyi aynı grafik üzerinde aşağıda gösterelim:
Dikkat edilirse bütçe dengesiyle cari
denge birbiriyle ters yönlü bir ilişki içindeler ve dolayısıyla birbirini dengeliyorlar.
Örneğin 2001 krizinde bütçe açığı çok yüksekken cari fazla oluşmuş. 2009
krizinde (küresel krizin bize etkisi 2009’da oldu) cari açık azalırken bütçe
açığı artmış. 2011 yılında bu kez cari açık artarken bütçe açığı daralmış. 2019
yılında cari fazla varken bütçe açığı belirli miktarda yükselmiş. 2020 yılı bu
açıdan istisnai bir yıl. Henüz elimizde aralık ayı verileri olmasa da Kasım
verileri bize bu yıl hem cari açığın hem de bütçe açığının yüksek olacağını
gösteriyor. Bu durum gelecek dönemde iki açığı birden çözmek zorunda kalacağımız
için en ciddi sorunlardan birisi olarak karşımızda duruyor.
Elinize sağlık hocam
YanıtlaSilSağ olun
SilHocam, Zamana bağlı eksik istihdam verisini nasıl buldunuz?
SilSayın Akıl Teri Döken Hocam,
SilÜlkemizde geniş işsizlik kavramı konusunda bir tanım birliğinin olmadığını değerlendirmekteyim. Örneğin, 2020-Ekim ayı geniş işsizlik oranı sizin yapmış olduğunuz hesaba göre %26,9 iken, bloomberght’ye göre %29,1’dir. Ayrıca, sizin 13 Haziran 2020 tarihli “Geniş İşsizlik Oranı” konulu yazınızda Geniş İşsizlik Oranı= (Resmi İşsiz Sayısı+ Çalışmaya hazır + Mevsimlik çalışanlar)/( İşgücü+ Çalışmaya hazır + mevsimlik çalışanlar) şeklinde tanımlanırken, bu yazınızda pay kısmına “Zamana bağlı eksik istihdam”ı da eklemişsiniz.
TÜİK ise geniş işsizlik diye bir kavramı tanımlamayıp bu konuda istatistiki bir rasyo da vermiyor. Diğer ülkelerde geniş işsizlik hesaplanıyor mu ve oralarda nasıl tanımlanıyor? Üniversitede öğrendiğim bilgilere göre de işsizlik oranı hesaplanırken çalışmaya hazır olup umudu kesmiş olanlar işgücüne ve işsizler familyasına dahil olmuyor. Bu sebeple, geniş işsizlik oranı sonradan icat ettiğimiz bir oran mıdır?
Aydınlatabilirseniz çok sevinirim.
Selam 0029,
SilBenim yıllardır hesaplamalarda kullandığım bir oran var.
Ülke toplam nüfusu içindeki resmi çalışan insan sayısına bakıyorum. Nüfus istatistiklerinden 65 yaş üstü, 15/18 yaş altını rahatça çıkarıyorum. Yarı zamanlı çalışan, mevsimlik çalışan, tam zamanlı çalışan ayrımlarını da ilgili istatistik ofisinden alıyorum.
Geri kalanların hepsi laf, geniş işsizlik, dar işsizlik, 2 ay iş aramayana işsiz demek, 2 hafta iş aramayana işsiz demek gibi tartışmalardan arınmış bir rakam çıkıyor.
Türkiye de hocamızın sürekli vurguladığı gibi geniş işsizlik miktarına bakmak gerekir.
Mahfi Hocam affınıza sığınarak soruyorum, faiz dışı eksik vermemiz bir nevi batık olduğumuz anlamina gelmezmi
YanıtlaSilGelmez. Ama durumun kötüye gittiği anlamına gelir.
SilSelam,
SilMuhasebe bakışı ile baktığınızda kısa dönem için;
Faiz dışı fazla vermek devlete doğru kaynakların toplumdan akması, günümüzde yaşadığımız faiz dışı eksik vermemiz ise toplumun devletten kaynak aldığını gösterir.
Orta vadede ne olacağına politikacı karar verir.Yani bu kaynak kime gidecek ? Kaba tabir ile bir kaç tane mütahide mi? yoksa toplum genelindeki belli gelir grubuna mı? yoksa belli bir sektördeki iş koluna mı?
Uzun vadede ise, kaynakların gittiği yerin verimliliği önemli. Gittiği yerlerin uzun vadede toplum ve devlet diye ikiye ayrıldığını varsayıyorum. Toplum ekonomik gelişimde verimli ise; devletin açıkları ekonomiyi daha etkin bir denge noktasına getirir. Devletin görece verimli işlediği durumda ise; faiz dışı fazla avantaj sağlar.
Tek başına faiz dışı eksik/fazla vermek anlamlı değil. Türkiye özelinde, bana göre, normal ekonomik koşullarda hocamızın yazdığı gibi kötüye gidiş anlamına gelir.
Devlet faiz dışı fazla verecek diye, emekli, dul, memur, yetim, maaşlı çalışan, esnafın vergi yükünü artırıp, aldığı benzini, kombisinin gazının fiyatını yükseltip, kamu hizmetlerine ek zamlar yapıp insanları yük altına sokmanın da insanlara bir faydası yoktur.
Açığı devlet vermiş gitsin karşılığını bir yerlerden bulsun da demek isterdim, siyaset kurumunu, devlet yönetim anlayışını düşününce, öyle bir şey de diyemiyorum, fatura dönüp dolaşıp toplumdaki fertlere ödemeleri için gelecek.
0fM2H69jaZj4^#ib
2021 yılında da bozulma devam edecek. Cari açığı belki düşük tutabilirler ama bütçe açığı yüksek olacak. Devlet tahvil faizleri 2020 yılına göre yüksek olduğu için, bu yıl borçlanma maliyetleri baya yüksek olacak. Bu da 2022 yılında bütçe üzerinde ek yük olacak.
YanıtlaSilMahfi Hocam merhabalar, değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil2021 için TL nin kurlar karşısında değerlenmesi için çözüm nedir sizce?
Faiz artışı,
SilCari fazla verilmesi,
Dış yatırım gelmesi.
Risklerin düşürülmesi lazım.
SilMahfi bey merhaba, ithalat düştüğünde, sattığımız malların büyük çoğunluğu ithal girdili olduğundan ihracat da düşüyor, bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bu sorun Türkiye'nin yeterince sanayileşmemiş olmasından mı kaynaklanıyor?
YanıtlaSilNormalde, bir ülkede daha fazla tüketime gitmek iyi bir şeydir ama Türkiye'de cari açığı artırıyor. Bu sorunu nasıl çözebiliriz?
Sanayi bir etken, diğer etken Türkiyenin Covid sebebi ile turizm geliri elde etmemesi.
SilTürkiye, dış dünyadan aldığı malları turizm hizmeti ile kapatan bir ülke. Turizmden gol yedik.
Aslında sorun ithalat düşüşü değil sorun bizim ihracatımızı alan ülkelerin de sıkıntıda olmaları nedeniyle ithalatlarında düşüş olması
SilMahfi Hocam, hafta sonu İnferis'i bitirdim, elinize sağlık çok güzel bir kitap olmuş. Yalnız cinayet yerini anlatırken masada Decameron ve viski şişesi vardı diye yazmışsınız. Ben de o kitabı bitirmek üzereydim ve sizin kitabı okurken bira ile yan yana duruyordu masada. Bir an için ürperdim . :)))
YanıtlaSil:)
SilFarklı bir kaynaktan raporları okudum sonra Mahfi hoca mutlaka bu verileri derleyip bir yazı yazmıştır dedim, dediğim gibi de oldu, çok teşekkürler hocam.
YanıtlaSilTeşekkürler
SilMillet cari açıktan niçin bu kadar rahatsız?
YanıtlaSilDışardan ürün alıp yerken, mal alıp kullanırken iyi öderken kötü, öyle mi?
Alırsın, ödersin kardeşim, dünya bunun üzerine kurulu, ödemek istemiyorsan almayacaksın.
Cari açık demek kur artışı demek, kur artışı demek fiyat artışı demek de ondan rahatsız.
SilKapatabildiğimiz sürece sorun yok tabi. Ama şöyle bir şey de var, cari açık olmasaydı belki fazla verecektik ve bu fazla paranın değer kazanmasını sağlayabilir enfasyonu önemli ölçüde azaltabilir.
Silhocam, altın ithalatına ne dersiniz? Niye artıyor?
YanıtlaSilTürkler altın sever. Faizin enflasyona karşı düşük olduğunu düşünenler altın talep ediyor.
SilBu sene ekonomisi için yorum yaparken çok insafsız olmamak lazım.
YanıtlaSilKovid sebebi ile ekonomik dengelerde bozulma oldu.
Turizm gelirlerimiz bu sene gelmedi.
Yani hem gelir tarafı düştü, hem gider tarafı zorunlu olarak arttı.
Doğru ama bizdeki bozulma son 4 -5 yılın etkisi. Yani covid olmasa da durum iyi değildi.
SilHocam elinize saglik.
YanıtlaSilHocam bir sey sormak istiyorum ben baktim da bulamadim sevdigim insanlarin aile yapisini merak ederim. Anneniz babaniz hayatta mi degilse ne zaman vefat etti ve siz ne zaman evlendiniz ayrica cocugunuz varsa onu nasil yetistirdiniz tekrar edicegim sevdigim insanlarin ailevi yapisini genelde net den bakarim ama size dair bir sey bulamadim
Annem de babam da sizlere ömür. Kızım var o da ikltisatçı, iki de kız torunum var.
SilSizin Cafer Tayyar Egilmez ile bir akrabaliginiz var mi?
Silİsterseniz hoca blogda aile şeceresini gösteren özel bir bölüm açsın, edevletten soyağacını koysun, akrabalarının ne işler yaptığını filan da eklesin.
SilBunları da gördük ya bi yaşıma daha girdim.
Hocam iş kur kursiyerleri hangisinde değerlendiriliyor zamana bağlı eksik istihdam da mı normal istihdam da mı?
YanıtlaSilNormal istihdam
SilMerhaba hocam, kursiyerler devam ettikleri kurstan dolayı istihdamda gösterilmemektedir. Özellikle İŞKUR tarafından açılan kursa devam edenler, kursa katıldıkları gün için ücret alsalar dahi istihdamda gösterilmeleri gibi bir durum söz konusu değildir.
SilBen ücret alanların istihdamda gösterildiğini sanıyordum. Demek ki yanlış biliyormuşum. Teşekkürler paylaştığınız için.
SilMahfi bey
YanıtlaSilElbette her şeyin çözümü sizde değil.
"Objektif" karakterinize güvendiğim için soruyorum. Ve vereceğiniz cevaplar zamanla değişebilir, bunu da anlıyorum.
1) Donald Trump'ın, twitter, facebook gibi platformlardan çıkarılması ile ilgili şahsi görüşünüz (şu an, şimdi) nedir?
2) 1. soruya verilen cevaplar, veri biriktikçe, tarihteki benzeri olaylar araştırılıdıkça değişebiliyor. Siz, bu konularda okumamızı önerdiğiniz birkaç makale, analiz, rapor linkini yazar mısınız? (İngilizce de olabilir.)
1) Attığı tweetlerle eğer suç işlediği düşünülüyorsa mahkemeye verilmesi lazım, bu platformlardan çıkarılması yeterli değil.
Sil2) Bu konuda bildiğim yok.
2. Bu konuda makale olsa bile ilgilenen az olduğu için uzmanları bulabilir. Yaşananlardan çıkarılan dersler yasa haline getiriliyor.
SilTrump'ı darbe çıkarmaya teşebbüs ve kamuya ait bir binayı istilaya ses çıkarmadığı için vatana ihanet ile yargılamak istiyorlar.
Cumhuriyetçilere iki seçenek sundular, ya Trump'un yerine başkan yardımcısı görevi devralsın, ya da biz onu başkanlıktan atalım. Başkan yardımcısı kararsız kaldı. Kongre, görev bitişine 1 gün bile kalsa, Trump'u azletmek istiyor.
Devir teslim töreninde de istemiyorlar. Cumhuriyetçi senatörlerin çoğu, gitsin kalan günlerinde golf oynasın sahadan da görevi bitene kadar çıkmasın açıklaması yaptı. Ancak, kongredeki aktif senatörlerin yarıdan fazlası azledilip, yasal sorumluluk yüklensin, yarısından biraz azı da Başkan yardımcısı görevi hemen devralsın dedi.
Başkan yardımcısının kararsız kalmasının sebebi bu. İşi kongre yapsın görevden azletsin, kalan süreyi ben devam ettiririm diye düşünüyordur.
Kongre azletsin, yasal süreçler başlasın, vergi davaları da açılıp, ticari varlıkları vergi dairesine aktarılsın diyenlerde az değil.
Halkın ise , yüzde 70 ine ulaşmış Trumpun yaptığını kabul etmeyenlerin oranı. Kongre binasina girenlerin de hepsi teker teker yakalanmaya, Cumhuriyetçi partide aktif siyaset yapanları da istifa edip gözaltına alınmaya devam ediyor.
"Freedom of speech", Trump için geçerli değil mi?
SilSaçmalıyor da olsa, Trump'ın konuşma (ve twitter kullanma) özgürlüğü yok mu?
"Freedom of Speech" insanları dil, din, ırk, etnik köken, cinsiyet, ayrıştırma, mal-mülk ve canını kaybetmesine, kısaca başkasının özgürlüğünü ve Freedom of Speech'in kısıtladığı ölçüye kadar gider, oralarda durur.
Sil- Başkalarına zarar veren hareketler,
- İnsanları insani bazı özellikleri sebebi ile aşağılama, hakaret etme, ayrıştırma, uyuşturucu ve zararlı maddeleri yaygınlaştırma, kullanımı teşvik etme
vb gibi konuşmalar Freedom of Speech dışındadır.
- Amerikan başkanı bir konuşmasında Amerikan bayrağını yakarsa Freedom of Speech içine girer, buna hakkı vardır.
- Bir kişi, başka bir kişiyi sırf Amerikan başkanı olduğu için, görevi sebebi ile hakaret etme hakkına Freedom of speech ile sahiptir.
- Bir kişi, ölmüş din ulularına, dünyadaki yüce yaratıcılara, peygamberlere hakaret etme hakkına sahiptir.
- Bir kişinin konuşması, hakareti, yaşayan bir peygambere yapılır ise; o konuşma sebebi ile o yaşayan peygamberin can güvenliğini tehlikeye sokarsa, Freedom of Speech dışındadır.
- Trump, veya başka insanlar politik tercihlerini ifade etmek için aşırı söylemler, kelimeler kullanma hakkına da sahiptir. Aşırı söylemler başkalarının canlarını tehlikeye atarsa, ırkçılık, ayrımcılık, kişisel haklara tecavüz vs konulara girerse Freedom of Speech durur.
Sorunuzun cevabına gelince, Trump ın saçmalama, Twitter kullanma özgürlüğü sizin kadar vardır. Saçmalaması insanların ölümüne, insanları ayrıştırmaya, ırkçılığa zarar verdiği için Freedom of speech dışına çıkmıştır.
İnsanlar veya bir Amerikan Başkanı, politik olarak amerikan devletinin yıkılmasını savunabilir, bu düşüncelerini insanlara aktarabilir, düşüncelerini her platformda istediği gibi aktarabilir, Freedom of speech içine girer. Ancak, konuşması ile bir devlet görevlisinin zarar görmesini, bir insanın zarar görmesini sağlıyorsa, Freedom of Speech kapsamından çıkar.
Uzaklara gitmeye gerek yok, ne diyor Edebali dibimizdeki Söğüt'te: "İnsanı yaşat ki devletin yaşasın."
Yunus Emre ne der;
Hakk’ı uzaklarda arama, Hakk’ın durağı gönüldedir.
Kulun gönül gözü görmedikçe, başımızdaki gözün görmesinin bir anlamı yoktur.
Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.
Gönlü taş olanın dilinden zehir tüter. Ne kadar yumuşak konuşsa da onun sözleri “Savaş” gibidir.
Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için
Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, alem herkes bilsin ki şunu; en büyük ibadet sevebilmektir..
95#K7^223XifdXrn
Trump ın durumu freedom of speech e girmez. Amerikalılar şu örneği verir; sinemada yangın var diye yalan söyleyemez siniz, izdihama, paniğe ölüme sebep olursunuz. Bu suçtur, ifade özgürlüğü degil.Ortada somut bir kanıt olmadığı bizzat kendi atadığı yargıçlar tarafından karar verilmiş bir konuda insanları isyana ölüme sürükleyemez.
SilHocam istihdam rakamıyla sgkdaki istatistik bölümünde yer alan sigortalı sayısı uyuşmuyor. Orada 2019 yılı rakamı tüm sigortalı sayısı 22 milyon civarında buradaki tabloda ise 28 milyon civarı. Kalan 6 milyon tahmini kayıt dışı mı?
YanıtlaSilEvet bu alanda kayıt dışılık sigortalı olmamak olarak alınıyor.
SilBöyle bir kötü tablo olduğunu verilerle açıklamanız iyi. Ama bunu ekonomi öğrencisi de yapar. Bize en ufak bir çıkış yolu gösteremiyorsunuz. Bazı ezberleri saymak çözüm değil. Zaten sizde sorunun parçasınız. Hiçbir cevabınız yok. Zaten ancak böyle bir ülkede sizin gibi vasatlar "üstad" yahut "hoca" diye anılır.
YanıtlaSilAh benim cahil kardeşim. Bu blogda en az 20 tane yapısal reform yazısı var çözümle ilgili. Okumazsınız, yazmazsınız, okusanız da okuduğunuzu anlamazsınız, üstüne üstlük bir de terbiyesizliği ele alırsınız. Yazık.
SilHocam, Sadri Alışık ustanın "O.Ç. canım evladım" sözü gibi kapak yapmışsınız.
SilSayın Mahfi Hocam,
SilOkuduğum bu yorum, başkası adına utanmak hissinin ne kadar kötü bir his olduğunu bana hatırlattı. Lütfen bu tür yorumlara cevap verip kıymetli zamanınızı harcamayın. Bilmediğini bilmeyenden uzak durmamız söyleniyor zaten.
Saygılarımla
Anonim 20.49 madem burda yazılanları bir ekonomi öğrencisi bile yazabilirse neden burada zamanınızı boşa harcıyorsunuz? Ben öyle olduğunu düşünsem bu bloga girip zaman harcamaz daha yararlı olacağını düşündüğüm platformlar arardım
Silİyi tablo ve çıkış yolu için Escher tablolarından faydalanabilirsin. Sabah akşam bakınca ufuk açılır, beyin gelişir.
SilVay be koskoca Mahfi Eğilmez böyle bir densizliğe yazma girişiminde bulunmuş. O arkadaşa sesleniyorum bu anı unutma. Muhtemelen hayatta görüp görebileceğin en üst makamdaki insan sana yaptığın terbiyesizlik üzerinden seni dikkate alıp cevap yazmış. Sırf bununla bile ölene kadar övünmelisin.
SilMahfi Eğilmezi ta okul dönemlerinde babam yüzünden takip ederdim. Üslubu, anlayışı ve efendiliği öyle etkiledi ki ebatv'de hocasını bekleyen ilkokul 1'li gibi beklerdim. Biz Mahfi hocayı Cnbc-e'de sevdik tanıdık. Karakterine güvendiğimizden anlattıklarına da değer veriyoruz.
SilBunun gibilere aldırış etmeyin hocam. Herkesin seveni oldugu gibi sevmeyeni de vardır. Ama sizin sevenlerinizin sayısı çok daha baskın. Üstadlık ve hocalık da size ayrıca çok yakışıyor.
SilMahfi hocamız bu tür yorumları hak etmiyor. Daha ne yapsın. Bu yaşta hiç bir kazancı olmadan ülkesine bir şeyler katmaya çalışıyor. SORUNUN DEĞİL HEP ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLDU. Yazıları seviyeli ve objektif. Hiç bir zaman da nezaketi elden bırakmadı. Cahit Can YANIK-İST.
SilSayın Eğilmez, sanırım, "Yapısal Reformlar" meselesi yine sürüncemede bırakılacak.
YanıtlaSilSizin "Piyasa Aldırmazlığı" başlıklı bir yazınız vardı, hatırlıyor musunuz?
3 Aralık 2017'de yazmışsınız: https://www.mahfiegilmez.com/2017/12/piyasa-aldrmazlg.html
Dolar/TL kuru sakin bir seyir izlediğinde, ticarette ılımlı da olsa canlanma belirdiğinde, "Yapısal Reformlar" söylemi hemen bırakılıyor. Farkında mısınız?
Bu "aldırmazlığın, umursamazlığın" sonu hiç yok mu sayın Eğilmez?
Borsa, faiz, konut, altın, bitcoin gibi değerlere sıkışıp kalan ve bunları bir kumar mekanizması gibi kullanmaya itilen toplumlarda ne yazık ki yok.
SilMahfi bey
SilArkadaşımızın sorusundan daha derine inerek soruyorum.
"Özgürlük mü? Güvenlik mi? Hangisini seçersiniz?" diye sorduğumuzda insanlara, genellikle "güvenlik" cevabını alıyoruz.
"Zaten 5 kuruşluk maaşımı zar zor alıyorum. Bunu da büsbütün kaybedemem. Özgürlük-mözgürlük boş işler, maaşım akmasa da damlasın yeter." zihniyeti yaygın.
Bu cevabın, insanın evrimsel süreci ile ilişkisi var mı? Köke inerek analiz ettiğimizde, insanın hayatta kalma güdüsünün neredeyse her şeyi (özgürlüğü de) ikinci plâna ittiğini görüyoruz.
Fakat, medeniyet denen bir olgumuz da var. "Taş devri"nde yaşamış insanların alışkanlıklarıyla bugün aynen yaşamaya mecbur değiliz. Özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu tarih defalarca ispatladı, ama gene de "güvenlik"i seçme eğilimindeyiz.
"Piyasa Aldırmazlığı" makaleniz, hâlâ, "taş devri"ndeki atalarımızın korkularıyla sarıp sarmalandığımıza işaret midir sizce?
Maaşımızın kesilmesinden endişelenmek, karnımızı tok tutma güdüsü, hep "güvenlik"i seçmemizi mi sağlayacak?
Maddi sorunlarını bir ölçüde çözmüş insanlar için özgürlük önemlidir. Aksi halde güvenlik öne çıkar.
SilGünümüz koşullarında 1 ile 2 milyon Euro arasında maddi birikimi olup, eğitim seviyesi üni olan veya mesleğini yurtdışında da icra edebilen bireyler bir bakıyorsunuz İstanbul'da bir bakıyorsunuz Avrupa'da başka bir şehirde iş yapıyorlar.
SilMaddi imkan, çoğu insana özgürlük imkanı veriyor.
Tanıdığım bir İtü mezunu mühendis vardı. 7-8 yıl aşırı çalıştı, maaşlı çalıştığı işin yanında hafta sonları kurslarda eğitim verirdi, tanıştığı firma sahipleri için projeler çizerdi. Dakikasını boş geçirdiğini hatırlamıyorum, biz çay içerdik o proje yapabilirim belki diye tanığıdıklarını arar, ek iş bulmaya çalışırdı. Boş kalmamak için fiyat kırar işi alır, ucuz da olsa yapardı.
Bir gün duydum ki, İngiltereye gitmiş. Kazandıkları ile oradan mülk almış. Oradan da projeler almaya başlamış. Geldiğinde de görüştük, artık maddi durumu oturmuş, pasif gelirleri ile emeği ile çalışması kadar kazanır hale gelmiş. 35 yaşında genç daha. Çalışmayı azaltıp, çocukları ve ailesi ile vakit geçirmeye başlamış. Onu böyle görmek çok hoşuma gitti. Hafta sonları gece bile çalışan o genç, şimdi perşembe akşam işi bırakıyorum, ptesi sabaha kadar dokunmuyorum, yenilikleri okuyorum dedi.
Bu tarz insanlar için, güvenlik duygusu özgürlüğe yerini bırakıyor.
İnsan davranışlarının kaynağı sadece beynin korteks bölümü değildir.Her zaman düşünerek ,analiz-sentez yaparak davranmayız. İç güdülerden,duygulardan kaynaklanan davranış türleri de vardır.Üreyip-çoğalma,hayatta kalma,korku,ödül,hazlara bağlı oluşan ve düşünmeden yapılan davranışlardır. Bu tür davranış türlerine küçümsememek gerekir. David Hume:''akıl;arzu ve ihtirasların kölesidir''diyerek içgüdülerin baskısını çok güzel ifade etmiştir. Bu sebeple iyi eğitim almış olarak değerlendirilen insanların, yaşamla ilgili deneyimleri,tecrübeleri,eylemleri özellikle doldurulmuş bilgi dağarcığı ile birlikte gelişmemişse ,maalesef gelişmiş,eğitimli insan kimliğini hak etmiyorlar. Özellikle alışkanlık haline gelmiş davranışlar üzerinde deneyimlerle iyi düzeltme yapılmışsa iç güdüsel davranışların oranı düşüyor.Ama bu sadece okumakla olmuyor.Cesur eylemlerle,teorik bilgilerin sekronuyla davranışların test edildiği ve tecrübe kazanıldığı yaşam uyaranlarının sık yaşanması gerekiyor. Bazen teorik birikimi olmasa bile yoğun tecrübeler yaşamış ve genetik davranış alt yapısı iyi olan insanlar, eğitimli dediğimiz insanlardan daha değerli olabiliyorlar. ''Allah sevdiği kulu ağlatır''sözü de bunu vurgulamak için söylenmiş.Özellikle tek düze yaşamayan korkularını,öfkelerini,sabrını,öğrenme iç güsünü, hazlarını v.b. iç güdü ve duygularının test edildiği,bu test anlarında ön öğrenmelerini de devreye sokarak yeni sorun çözme yollarını öğrenen insanlar daha eğitimli, gelişmiş insan oluyorlar.Taş devriyle alakası yok. Her çağda insan böyle doğuyor,gelişirse (özellikle dogmatik yargılarla kuşatılmadan,akıl ve mantığa dayalı gelişim),neden-sonuç ilişkileri içinde değişirse daha gelişmiş insan oluyor.Toplumun çoğunluğu bu düzeye eriştiğinde sorunlar azalmaya başlıyor.Bu az gelişmişler zaten açık görülüyor da, gelişmiş görünen teorik bilgi ukalalarının bize verdiği zarar daha fazla oluyor. Çünkü aklı başında bir devlet; görevlendirmelerde ehliyet ve liyakatı esas alır.(Gerçi bu da pek yapılamıyor ülkemizde).Cahil olana zaten üst düzey görev verilmeyeceği için sorun olmuyor. Fakat eğitimli görünen,çıkar anlarında,panik durumlarda, dürtülerinin baskıladığı anlarda en ilkel davranışları sergileyen bu gelişmiş görünümlü cahiller çok tehlikeli oluyor. Çünkü bunlar üst düzey görevlere geliyorlar ve toplumumuzun seküler eğitimden geçmiş bu cahiller yüzünden ilerici,değişimci ve okumuş görünümlü insanlara güveni kayboluyor.Devamında bugünkü gibi ortaçağ kafasında, yobaz,çıkarcı,içgüdülerinin eğitimini sadece dinsel dogmalarla bastırmaya çalışmış örümcek kafalı insanlar iktidarı dolduruyor. Kabahatin çoğuda bizde kardeşim. Az gelişmişlikle olmuyor
SilHocam merhaba,
YanıtlaSil"Geçen yılki fazladan son bu yıl cari açık yeniden açığa dönmüş durumda." cümlesinde cari açığın cari açığa dönüşmesi biraz uyumsuz bir anlatım olmuş gibi. Okurken biraz dikkatimi dağıttı açıkçası. Konunun uzmanı siz, cahili ben olduğum için şu daha uygundur diyemeyeceğim; ama belki siz daha uygun bir ifade bulabilirsiniz. Cümlede mesaj anlaşılabiliyor, ama daha kulağa ve akla hoş gelecek bir şekilde aktarmayı istersiniz belki.
Haklısınız. Onu denge olarak düzelttim, teşekkürler.
SilHocam, kamu gelirlerinde vergi kapasitesi, vergi gayreti kavramları bulunuyor. Sözlüğünüze baktım bulunmuyorlar. Bu kavramlarla ilgili hesaplamalar veya tahminler var mı? Sadece teorik mi? Örneğin vergi gayreti paydasındaki toplanabilecek vergi gelirleri kaç olabilir? Saygılar...
YanıtlaSilİkisini de sözlüğe ekledim. Bunlar teorik şeyler değil. Ölçülebilir. Buna karşılık daha çok kullanılan ölçü tahakkuk eden verginin ne kadarının tahsil edilebildiğidir.
SilHocam merhaba :)
YanıtlaSilÇok güzel olmuş, teşekkürler, ellerinize sağlık, sevgiler 🤗
Yapısal reformlar nedir
YanıtlaSilBloğun en üstündeki arama işaretinin yanına bu sorunuzu yazarsanız makaleler çıkacaktır onları okuyun.
SilCorrado Gini'yi tanıyan, bilen var mıdır acep?
YanıtlaSilEn azından ben biliyorum.
SilAtatürk'e İsmet İnönü'ye oradan buradan laf söylendiği sürece bizim ekonomimiz ve sonra hayatımız iflah olmaz.
YanıtlaSilMilli ve manevi değerlerimize saygı gösterelim.
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/birinci-dunya-savasina-girisimizden-evvelki-ak-l-ses-ismet-pasa-41710568
Atatürk, ile İsmet Paşa arasındaki temel fark, sahada İsmet paşa işleri daha etkin yapan bir isim. Devletin kurucusu ikisi. Atatürk, rejimin ne olacağına karar veren kişi, İsmet paşa rejimi inşaa eden kişi.
SilBir dönem, Atatürk'e laf söyleyemeyenler, İsmet'e vurmayı adet bellediler.
İkisi arasındaki en büyük fark bana göre; Atatürk de benim gibi dine inanmazdı. Atatürk, ateistti diyemiyorum, deist de olabilir. İsmet Paşa, dine inanırdı.
Benim gibi düşünen insanlar için Muhammed, bir devlet kurucusu, devlet kurallarını da bir şekilde kendi zamanının ve bölgesinin kültürü ile oluşturmuş bir insan. Söylemlerine inandırıcılığı artırmak için, gaibde bulunan güçlü varlığı araya koymuş bir isim. 1400 yıl önceki arap adetleri ile de uyumludur. O dönem, kahinler, cinlerden haber getiren insanlar sözleri dinlenen kişilerdi. Peygamber de bu geleneğe uydu. Devleti güçlenince de devam etti.
İlk islam devletini, devlet kabul etmek Halife Ömer'e kadar ne kadar doğru olur bilmem. Bedir, Uhud (savaşları) denen hadiseler, askeri bir anlayış ile baktığımda, mahalle kavgasından öteye gitmez. 3 büyük klübun stadının 10 da biri kadar insanın yaptığı kavgalardır. Dönemin Roma, Mısır ordularını düşününce kabile kavgası seviyesindeler.
Sonrası önemli. İslam üzerine kültür kurmak, İslamı manevi değer haline getirmek, peygamber sonrasındaki insanların çabaları ile oldu. Özellikle, Peygamber torunlarını katleten Emeviler. Bugün Kuran diye evlerde okunan kitaba son halini verenler de Emevilerdir.
Atatürk, döneminde benim yazdığım bu bilgiler bilimsel olarak net ispatlı değildi. Olsaydı, büyük ihtimalle o dönemin Atatürk gibi aydın insanları İslamı daha rahat reddederler, topluma ona göre aktarılır, günümüzde de ücra köylerin eski geleneğinden öteye gidemezdi.
Manevi değere saygı derken, İslam kültürünü kastediyorsanız, saygı duyulacak bir yanı olmayan bir kültür. Şunun şurasında 40-50 yılı kaldı, Türkler de bırakmaya başladılar, iki nesil sonraki toplumun en eğitimsiz insanları da bırakırlar.
İlber hocanın yazısını paylaştığınız için teşekkürler, güzel yazı.
@ft1^IBjOy%668DW
Hocam, peki bitcoin almak cari açığı artırır mı?
YanıtlaSilBitcoin alalım mı?
Ben bu konularda tavsiye vermiyorum.
SilBitcoin yurtdışı kişi ve kurumdan alırsanız, Türk bankasının yurtdışı muhbir bankası hesabından alım yapan kişinin banka hesabına döviz aktarılır. Bu durum cari açığı artırır.
SilQt3Tb*3XTSQLyGYI
Mahfi bey kıymetli hocam. Çok teşekkür ederim. Gerçekten bu yaşta hala böyle devam ettiğiniz için sizi çok takdir ediyorum. Allah razı olsun.
YanıtlaSilSorum şu: Bu makro ekonomik veriler, orta ve uzun vadede, ülkemizde, TL'nin değer kaybedeceğini ve dövizin (doların) ciddi olarak değer kazanacağını gösteriyor diyebilir miyiz? Selam ve saygılarımla..
Teşekkür ederim.
SilEğer yeni bir şeyler yapılmazsa (ki pek umutvar değilim) diyebiliriz.
emeğinize sağlık gene özenle hazırlanmış tablolarla bizi bilgilendirdiniz hocam
YanıtlaSilSağ olun
SilGünaydın hocam - basit bir sorum olacak : Birincil yatırım kaynaklı gelir ve giderler nedir? teşekkürler
YanıtlaSilBirincil Gelir Hesabı: Emek, finansal ya da doğal bir kaynak sağlanması karşılığında elde edilen gelirler ile ödenen tutarları göstermekte olup, çalışanların ücretleri ile doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve diğer yatırımlara ilişkin yatırım geliri ve giderlerini içermektedir.
SilHocam saygılar. Tablodaki resmi rezervler tcmb rezervleri midir? TCMB rezervlerini 27 Ekim yazınızda son 1 yılda 60 milyar dolar azalmış olarak ifade etmiştiniz. Tabloda ise 38,5 milyar dolar. Aynı şeyse farkın sebebi nedir?
YanıtlaSilTablodaki rezervler TCMB brüt rezervleridir ama yalnızca ödemeler dengesi amacıyla kullanılan kısmı gösterir. Oysa TCMB, rezervlerini iç piyasada dolar kuruna müdahale amacıyla da kullanmıştır.
SilSayın hocam merhaba,
YanıtlaSilBankalar vermiş olduğu kredilerde takip oranları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Faizin artması bu oranların daha da artması anlamına gelir mi?
Teşekkür ederim.
İyi ki varsınız
Kesinlikle gelir. Ödemeleri zorlaştırır.
Sil1- Bazı ekonomistler eğer rezerv paranız yoksa verilen cari açığın eninde sonunda ekonomide küçük veya büyük bir sarsıntıya sebep olacağını söylüyor. Siz buna katılır mısınız?
YanıtlaSil2- Müstafi Hazine Bakanı "Bakın Çin'e hukuk falan hak getire ama ekonomileri düzgün" demişti. Bir dirhem cari fazla çokça kabahat örter mi?
3- Ekonomik kriz mi yapısal bozukluktan, yapısal bozukluk mu ekonomik krizden çıkar?
1. Katılmamak mümkün değil. Çünkü rezervleriniz düştükçe borç verenleriniz de azalı veya çok daha fazla faiz talep ederler.
Sil2. Çin'de hukuk hak getire sözü doğru değil. Çin MB bizimkinden çok daha bağımsız. Ayrıca Çin'in rezervleri 3,5 trilyon dolara yakın. Öte yandan asıl olan istikrardır. Demokrasideyseniz orada, değilseniz orada istikrarlı olmanız lazım. Bir demokrasideymiş gibi bir değilmiş gibi davranırsanız istikrarsızlık yaratırsınız. Yatırımcının sevmediği konu demokratlık veya diktatörlük değil istikrarsızlıktır.
3. Öncelikle ekonomik kriz yapısal bozukluktan çıkar ama sonra ikisi de birbirini besler hale gelir.
Hocam durum böyleyken bile hala büyüyoruz, gelişiyoruz deniyor. Neye dayanarak söylüyorlar bunları?
YanıtlaSilBüyüyoruz da ondan söyleniyor. Önemli olan büyümenin maliyeti. Ne pahasına büyüyoruz? Yanıtlanması gereken soru bu.
SilMerhaba hocam verdiğiniz tüm değerli bilgiler için çok teşekkür ederim. Swapların dönüşünde kur beklentiniz nedir? Yabancı sıcak para akışı rezerv sorununa takıldı cümlesini ve etkilerini nasıl yorumlamalıyız?
YanıtlaSilBen kur konusunda tahmin yapmıyorum ama eğer gerçek anlamda reform yapmazsak kur bir süre aşağı gitse de sonunda yine yukarı dönecektir.
SilSelam, swaplar hatır swapları, hükümet iktidarda olduğu sürece dönmeyecekler, ötelenecekler.
SilHükümet ile swap sahipleri ile anlaşamadığında o swapların da vadesinde ödenmesi baskısı hükümete yapılacaktır.
Yeni hükümet gelirse, onun da boynundaki kılıç olacak. Yıllık Türk ekonomisi büyüklüğünün yüzde 8 ine yaklaşan bir miktar. Kolayca paranı vereyip, çek git denilecek meblağ değil.
Neden bilemiyorum, ülkede stoklanmış bir miktar dış yatırım var idi, son iki yılda çıkması hiç beklenmeyen o para dışarı çıktı, çıkarken MB rezervi kullanıldı, aynı para swap borcu olarak geri verildi.
Borç/Swap vermek para sahipleri için daha avantajlı elbette, her sene pazarlık ile swap faizi yeniden belirlenir, aradaki fark kadar TL borç veren hesabına aktarılır. Stok TL karşı taraf için risk oluşturmaz.
Başka avantajı, Swap borcunu uluslar arası mahkemelerde ispat etmek kolaydır. Borcun inkarı söz konusu olamaz, borç yine anlaşılan bir faiz oranı ile yapılandırılır. Ana para her zaman garanti altındadır.
Ülke içine yapılan doğrudan yatırımlarda ise; kur riski vardır, satın alınan portföyün (ya da yatırım yapılan şirketlerin riskleri) vardır.
Swap yapan çok temiz bir iş yaptı. Kim yaptı bilemiyoruz! Ama iş temiz oldu.Akıl edenler işi biliyorlarmış, 40 Milyar Euro üzerinde bir para, onlar akıllı olmayacak da ben mi olacağım.
h^o9EStAcAmbh
Bence Türkiyenin sorunu nüfusu ülkede 90 milyona dayanan ve avrupa refahında tüketim yapmak isteyen dehşet bir nüfus dehşet bir pazar var dünya bizim nerdeyse Dikdatörlükle yönetildiğimizi düşünecek noktaya geldi fakat pazarı gören bunu sümen altı ediyor merak ettim araştırdım aşağıdaki pazarlarda avrupada ya ilk 7te yada direk lideriz
YanıtlaSilMobil cihaz pazarı
Otomobil pazarı
Mutfak eşyaları pazarı
Bebek ürünleri pazarı
Tekstil pazarı vs...uzar gider bu pazarlarda sert dalgalanmalar yaşasada gözü hep yükseklerde hal böyle oluncada ithalat hep zirveye oynuyor cari açık patlıyor yani 3 çocuk politikasının çıktısını alıyoruz pazar büyüdükçe büyüyor buna orantılı olarakta ithalat patlaması yaşanıyor
Kendimizde görebilirsiniz Arabalarda insani vergi alınsa sabah 5 milyon araç satılacağına kalıbımı basarım İphoneden insan vergi alacağız dense iphone 12 satışlarında Abd Çin Türkiye diye sıralama olmassa bişey bilmiyorum şimdi ne yapacağızda bu nüfusa İthal malların muadili sunacağız bunu nasıl silaha çevireceğiz MAHFİ HOCAM ?
Önce hukuk, sonra demokrasi, sonra eğitim, sonra ekonomi.
Silİyi bir sıralama olmuş Hocam. Adalet olmazsa devlet olmaz. Demokrasi olmazsa millet devlete sahip çıkmaz.İradeniz olmayan bir organizasyona sahiplenmezsiniz. Bilimsel eğitim olmazsa gelişim-değişim olmaz.Ekonomi doğru uygulanmazsa refah olmaz. Bugünü değerlendirirsek. Toplumda adalet duygusu sarsıldı,güven azaldı. Yargı kurumları siyasi erke bağlı yargıçlardan geçilmiyor. nepotizm her derecede. fırsat eşitliği ve kişisel hürriyeti arasan da bulamazsın.Kişisel mülkiyetin bile temeli yıkılıyor. Demokrasi seçim yapmak kadar kaldı.Gelecekte kaybetme riski netleşirse belki oda ortadan kalkacak. Eğitimi hiç sorgulamaya gerek yok. Ekonomiyi de zaten siz daha iyi biliyorsunuz.Değişim yaratacak bir dinamik şart.
SilHocam merhabalar,
YanıtlaSilİhracat için rekabetçi kur denildi fakat 2018 den bu yana dişe dokunur şekilde ihracat artışı görülmedi.
Aksine kur artarken enflasyon arttı ve maalesef yoksulluk arttı.
Bu durumda ihracatçılar için çok yumuşak kalmıyor TL..
Haklısınız. Bizim malların alıcıları da sıkıntıda olduğu için ihracatımız artmıyor azalıyor.
SilHocam, bizim malları kim ne yapsın? Almanlar vaktinde epey aldılar, şimdi saç baş yoluyorlar.
SilHocam gsyh ye verilerini nerden buldunuz
YanıtlaSil2020 benim tahminim.
SilGoogle a yazınca çıkıyor.
SilBoğaziçi Üniversitesi'nin rektörü keşke Mahfi hoca olsa.
YanıtlaSilBunu çok isteriz...
(Boğaziçi İİBF öğrencileri)
Profesör olmadığım için bu mümkün değil.
SilMahfi hocamızı 18-19 yıldır okurum, Radikal gazetesinde yazarken, eposta atıp cevap almışlığım vardır.
SilElektronik, Yazılım Mühendisiyim, ekonomiyi hocamdan öğrendim. Ekonomi üzerine üniversite eğitimim yok.
Neyse, taa o zamanlar, ekonomi bilmezken Mahfi hocamızın doktora ünvanı sahibi olduğunu bilirdim.
Bir de yorumun altına Boğaziçi İİBF öğrencileri yazmış. Kardeşim sen okuma, ciddi yazıyorum okuma. Git ne iş yaparsan yap, iktisat sakın okuma.(Bkz Boğaziçi'li meşhur ekonomi profesörü başbakan)
Her bildiğin yazılmaz, söylenmez; ama her yazdığını, söylediğini bilmek zorundasın. Hayatın önemli dersidir. Ünvanında Boğaziçi yazıyor diye, kimse kimseyi bir yere getirmez. Boğaziçi, Edirne'nin bir metre batısında bir su boğazı adıdır.
Boğaziçi'li böyle ise, diğerleri ne durumdadır diye de düşündürürsün insanlara. Önce bir düşün, ben neyi yanlış yaptım, neyi hak ettim de başıma birisi geldi Rektör atadı diye düşün. Evet, senin, hiç suçu kabahati olmadığının düşündüğün senin öyle bir kabahatin var ki başına o rektörün atanmasını hak ettin.
Böyle bir rektör atamasını hak ettiğini de kendi yorum yazın ile, anladıysan, herkese anlattın.
Emeklerinize sağlık hocam, işte malzeme yukarda, Boğaz'a nazır okuyormuş!
Hocam nostalji olsun diye sormuyorum. 1968-72 öğrencilik yıllarınızda, "üniversite işgalleri" olmuş.
SilKısaca, işleyiş nasıldı? Yani, dersliklerin içini doldurup dışarı hiç çıkmıyorlar mıydı öğrenciler? Öğretim görevlilerini rehin mi alıyorlardı? O yıllarda nasıldı?
"İşgal"i tam olarak nasıl anlamalıyız 1968-72 yılları için?
Peki siz Metallica dinliyor musunuz Hocam?
SilHocam gsyhde dünyada kaçıncı olacaz
YanıtlaSil19 .
Sil19 hadi inşallah diyelim hocam, başımızda reiz oldukça ekonomi konusundaki en istikrarlı tahminleri yaparız.
SilHocam 2020 gsyh ne kadar çıkacak
YanıtlaSil750 milyar dolar dolayında tahmin ediyorum.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
SilHocam 750 milyar dolarla 18 sirada olmazmıyız suudiarabistani gecip
Sil750 milyar nedir hocam öyle? Kuş gibi para.
SilHocam bu kadarcık ekonomi için dil dökmeye, yazmaya çizmeye değer mi?
Selam Ali K.
YanıtlaSilDSGE üzerine çok modelli çalışma yapan kurum gördüm, Dünya Bankasında da modelin makaleleri var. Hangi kurumdan yayınlanırsa yayınlansın, DS modellerinde matematik kökenine hakim olamayan araştırmacıların derine inemediklerini görüyorum. Matematik altyapınız yok ise, matematik üzerine çalışmak faydalı olur.
Benim bakış açımdan, NFA yerine, ben olsam yerel banka kredilerine odaklanırım. Modeli, krediler ve kredi çeşitlerini de içerecek şekilde genişletebilirsiniz.
Benden bu kadar!
n4JLJKO2xix&F6j8
Ali K. önceki yorumuma ek olarak, bu tez faydalı olur mu? Bu teze çalışırken öğreneceğiniz bilgiler size yardımcı olur, İstatistik, Ekonometri, Stochastic Modelleme ve ilgili yazılım alanına girerseniz, dünya çapında aranan bir personel olursunuz. Banka ve Finans kurumlarının risk, hazine, araştırma, pazarlama bölümlerinde iyi maaşlar ile çalışırsınız.
YanıtlaSilAskerden emekli olunca, Yüksek Lisans'ta matematik konusuna ağırlık verdim. Bizim milletin askere saygısı her sosyal seviyede vardır, çok kapıyı açtığı için Galatasaray Ü de ders veren bir matematik hocam oldu, stochastik tarafını kafama vura vura anlatacağını söylüyordu, sonra benim kafatasımın eksik olduğunu görünce vurmaktan vazgeçti, şanslısın beynin açık, bilgiyi hemen alır, hızlı öğrenirsin diye teşvik eden, ardından da bu bilgiler ile beyninin yarısı bile olmasa iyi iş bulursun diye güven veren bir hocam olmuştu.
799LEa0fD^oDyyrZ
Hocam piyasadaki günlük 10-15 milyon dolarlık döviz hacmi için ne düşünüyorsunuz?
YanıtlaSilBir süre daha döviz fiyatları böyle gidecek, bir kaç hafta sonra fırlayacak.
SilNeden mi?
TL borcum var, yapılandırmaya başvurdum. Ben başvurduğumda dolar 8.40 dı. Tamam dedim, biraz döviz alırım, döviz yükselir peşin öderim, biraz da bana kalır diye peşin ödeme seçeneğini seçtim.
Borç ödeme günüm belli oldu. Dolar da vade günü 9 a gider diye hesap yaptım.
Hayvan terliydi, 6lardan kopturmuş geliyordu, damat da kırbacı iyi vuruyordu. Yetmiyor, Merkez bankası faiz düşürüp yemledikçe yemliyordu...
Kardeşim, doları aldım, memlekette hiç olmayan oldu. Damat gitti. MB Başkanı da ardından. Faiz düşmanı reyiz faizci maliye bakanı atadı, ardına da faizci mb başkanı koydu.
Borç ödeme günüm belli oldu olalı bu meret bir kuruş yükselmedi. Her gün düşüyor, her gün bakıyorum bugün biraz yükselir diye, gün sonu düşüyor. Ben borcu ödeyene kadar düşecek.
Borcu kapattığım saat döviz yükselecek. Bak aynı gün bile demiyorum, aynı saat diyorum, borcu ödeyeceğim saat yükselecek.
Kesin bilgi yayalım.
Türkiye, cari fazla vermediği sürece bu kötü durumdan kurtulamaz. 2019 yılındaki cari fazla gibi değil. Büyüme artarak cari fazla verilmesi gerekir. Yoksa Türkiye, cari açıkla birlikte hiçbir şekilde ekonomisi düzelmez. Cari açık veren ekonomileri beğenmem. Cari açık, ülkenin finansal yükümlülüklerini artırır. Bize benzeyen ülkeler cari dengelerini pozitif yaptılar. (Hırvatistan-Polonya-Bulgaristan) İzlanda'nın 2008 yılında batmasının sebebi cari açık ve bankacılık. 2008 yılından sonra yaptığı reformlarla cari fazla vermeye başladılar ve UYP pozisyonu fazlaya geçti. Tasarruf oranını düşüren ülkeler, ekonomik krize girmeye mahkumdur.
YanıtlaSilKötü durumdan kurtulmak için cari fazla vermekten daha ivedi işler var. Önce riskleri düşürmemiz lazım.
SilHocam konu ile ilgisi yok ama bir konuda fikrinizi öğrenmek isterim.
YanıtlaSilÜlkemizdeki aydınların çok büyük bir kısmının yabancılaşma hastalığına yakalandığını düşünüyorum.Yani içine doğduğu ülkenin halkını küçümseme,beğenmeme veya hor görme durumu...Bu nedenle çoğu aydınımızın dünyaya bakışı ve düşünce evreni,sadece batının aydınlanma diye dünyaya pazarladığı “burjuva devrimi” nden ibaret.
Attilâ İlhan Türkiye’deki aydınların çoğu için “Batı’nın manevi ajanı” tabirini kullanırdı!
Oysa bu aydınlanma denen dönemde,o dönemin burjuvaları bile halkı arkalarına alarak bu devrimi gerçekleştirdiler.Halkı(köylü,zanaatkâr) hor görmediler.Zaten göremezdiler.
Çünkü ortak düşmanları vardı.Önce feodaliteye sonra krala karşı beraber savaşmadılar mı?
Asıl sorunumuzCumhuriyetin ve Mustafa Kemal devrimlerinin;dünyayı tanıyan,ticaret ve sonrasında sanayi kapitalizmiyle zenginleşen bir burjuva sınıfı olmadan gerçekleşmiş olması mıdır?Ya da mevcut burjuvanın nerdeyse hepsinin,Osmalının gayri müslim tebası içinde yer alıyor olmasından mı kaynaklanmaktadır?
Bu konu hakkında fikriniz nedir?
Bu coğrafyanın aydınları,düşünürleri,fikir adamları yüzyıllardır dünyaya yön verebilecek fikri üretimler yapamadığı için mi bu konumdayız,yoksa batı,kendi ortaçağını(Roma İmp sonrası yaşadığı 1000 yıllık cahiliye dönemini) unutmak ve unutturmak adına,tüm dünyaya bu “aydınlanma” nın propagandasını çok iyi yaptığı ve ülke içinde de kendi “komprador” sınıfını başarıyla oluşturabildiği için mi?
Teşekkür ederim.
Selam Anonim,
SilAydın insan, entellektüel birikim yanında topluma ışık tutan insandır.
Evrensel insanlık değerleri, malesef günümüz Türk insanının değerleri ile örtüşmüyor.
Türk insanı, 1400 yıl önceki arap geleneklerinin ve masallarının etkisi altında.
Üzülerek, görüyorum ki, benim akrabalarımın 6-7 yaşındaki çocukları Sırat Köprüsü, İbrahim Kıssası, Nuh Kavmi gibi hikayeleri gerçek olarak benimsiyor. Bunların eski kültürel kalıntılar olduklarının farkında değiller. Daha da kötüsü, yüce yaratıcının insanlar arasından bir insanı seçip, onla konuştuğuna, sonra da konuşulanların kitaplaştırıldığına inanıyor.
Evrensel Hukuk, köleliği yasaklarken, malesef kutsal kitapları köleliği yasaklamıyor, günahların hangileri karşılığında köle azat edilmesi gerektiğini söylüyor. Kalem suresinde, yaratıcı kendi yarattığı bir insana peygamber ile anlaşamadı diye hakaret ediyor. Ve bir sürü 7. 8. yy a ait hikayeler devam ediyor.
Biz artık biliyoruz ki, Kutsal Kitabı Emeviler son halini vermek sureti ile yazdırmışlar. Bunun daha ötesi yokken, toplum inanmıyor. Bu toplum ile aydın nasıl barışabilir?
Şimdi bir miktar da yeni yorum ile İslam ile Ticaret, müslüman toplumlarında niçin ticari hayatın gelişmediğini/gelişemeyeceğini, faiz yaklaşımını kısaca Peygamberin hayatı ile açıklayım.
*u4mH114nocVbWqw
Peygamberin sözü kesin, faiz ayağımın altındadır. Bakara suresi de ödenemeyen borçların affedilmesini (silinmesini değil) buyurur. İslamın iki ticari kaynağı bunlar.
SilPeygamber, gençliğinde ticaret yaparken, günümüz Antakya, Antalya, bir ihtimal ile de Muğla taraflarına kadar gelmiştir, buradan adalara geçip geçmediği bilinmiyor. Yol üstünde eski Petra, günümüz Ürdün taraflarında da insanlar ile görüşmüştür. Peygamber döneminde gözden düşmüş Petra kentinin dini kültürü, İslam inancının da temellerini oluşturur. İslam kültürü ile son dönem Petra inancı arasında benzerlik bazı arap gelenekleri dışında tamamen benzerdir. Bu bize peygamberin Petra kültürünün aşırı etkisi altında kaldığını ispatlıyor.
Peygamber döneminde yapılan erken dönem mescit ve camilerin de kıblesinin Petra olduğu kesinleşmiştir(Kudüs yerine).
Petra kültüründe de ticaret bireyler üzerinden yürüyen, kurumların ikincil plana atıldığı bir alandır. İslam da aynısını alıp kullanmıştır.
İslam, ticari anlayışına göre, sermayeye dayalı bir firma kurmak, ortakların firmaya -belirsiz süreli- faiz ile borç vermesidir. Faiz yasak olunca, firma kurmak da haramdır. Keza, bankacılık, sigorta, holding, borsa, ve günümüz ticari sisteminin temelini oluşturan tüm yapılar yüzlerce yıl boyunca halifeler tarafından müslümanlara yaptırılmamış, halifeler ve şeyhülislamlar bu ticari konulara müslümanları dahil edebilecek açık bulamamışlardır. Kural nettir, faiz haramdır, bulaşan, aracılık eden, günahtadır. Ticari risk birey olarak - peygamberin yaptığı gibi - alınmalıdır. Şahıs şirketi kurabilirsiniz, market işletebilirsiniz, ancak iş limited şirket veya anonim şirket kurmaya geldiğinde islam hukuku sizi engeller. 5-6 şahıs bir araya gelip kısa süreli bir teşekkülü idare edebilirsiniz, ancak ticari hayatın temelini oluşturan Ltd. Şti veya AŞ statüsünün dışında bir teşekküldür.
Benzeri durum kira için de söz konusudur.
Mahfi hocamız bir yazısında, yanlış hatırlamıyorsam, enflasyon oranında faizin İslam hukukunda olabileceğinden bahsetmişti ki, İslam bu enflasyon faizini de yasaklar. Bir yıllığına bir kişiye 1000TL borç verdiyseniz, enflasyon ne olursa olsun bir yıl sonra 1000TL geri almalısınız. 1000 Altın borç verdiyseniz, 1000 Altın.
Bu kısıtları Mısır müslümanları ve bazı yerel islam anlayışları kırmak istemişlerdir. Hakim islam hukuku tarafından dışlanmış, bildiğiniz gibi fethedilip (Yavuz Sultan Selim), islama aykırı tüm ticari kültürleri ortadan kaldırılmıştır.
Günümüze gelirsek, bankada parasını faiz alarak tutan da, faiz almadan tutan da, şirket sahibi olan da, kira getirisi olan da harama bulaşmıştır, Cenabı Hak hepsini affetsin.
Cenabı Hak, İslamı bilmeden, müslümanım diye geçinen ve haramı teşvik eden kullarını da affetsin.
N#5w6a#6AY$RJX0S
Yüzde 15 enflasyon olan bir yerde bir yıllığına 1.000 TL borç veren kişi yıl sonunda 1.000 TL geri alırsa gerçekte 850 TL geri almış olur. Bu durumda borç alan, borç verenin hakkını yemiş olmaz mı?
SilSayın Anonim 15:18,
SilBence yanıtı Atatürk’ün şu sözünde aramak lazım:
“Bir millet,unsûr-u aslî’nin içinden çıkan kişiler tarafından idare edilmiyorsa,izmihlâl mutlak ve mukadderdir.”
Selam hocam,
Silİslam hukuku böyle diyor. 1000TL verdin 1000TL alacaksın. Bakara suresi 271 den itibaren bakarsanız çok açıktır. 1000TL verdiniz, 1000TL alırken, eğer borçlu kişi dara düşmüş ise borcu ötelemeniz önerilir.
Ayetteki anapara ifadesi katidir. Yani 1000TL verdim, yüzde 15 enflasyon oldu, reel 850TL ye düşmüş olsa bile 1000TL alınır.
7. ve 8. yy da kullanılan birimlere bakınız, gümüş, altın, sikke, değerli maden. Ayetteki ibare ile, eğer borçlanırken şahitlerin kitabına TL yazdıysanız TL alırsınız, şahitler USD yazmış ise USD, altın yazmış ise altın alırsınız. İslam, kağıt para sistemini bilmez, kolaylık olsun diye Altın ve Gümüş düşünün. Anaparaya faiz işletemezsiniz.
Anaparanın faizi, beytülmal için olursa, kabul edenler vardır (Emeviler ve sonrası).
Nasıl beytülmal için olur? Piyasanın 900 birim altına ihtiyacı vardır, hazine 1000 birim altın basar, 900 birim piyasaya verilir. 100 birim beytülmalin hakkıdır (senyoraj). Beytülmal yöneticileri lüzum olduğunda bu para ile piyasadan mal/hizmet alır. Enflasyon, beytülmalin hakkıdır. Bireylere faiz eklenerek rücu ettirilemez. (100 birimi farazi olarak yazdım, oran istenildiği kadar değiştirilebilir, halife miktarına karar verir.)
TL örneğine gelirsek; 1000TL size borç verdim, 1000TL sizden alırım. Yüzde 15 enflasyon ile 150TL reel kaybım var ise, beytülmalin hakkıdır.
Uygulama: Peygamber Taif yahudileri ve diğer faiz ile para işleten bölgeler fethedildiğinde bu ayetler geldi. Faiz ile borç veren kabileler İslama girmek için anlaşma yapmak istediler. Özellikle Taif teki Sakif kabilesi. Bu ayet ile, peygamber ayet öncesindeki faizleri kabul etti. Ayet indikten sonraki faizleri haram kıldı. Yani Mekke fethedildi, Taif alındı. Alınana kadar olan faiz alacaklarını Peygamber o insanlara hak olarak verdi. Ayet sonrasında ise onlara yasakladı. Taraflar arasındaki anlaşmanın ayet ile güvence altına alınması böyle oldu. Bakara 271 ve sonrası, özellikle 278 ve 279.
ZmWFzW@f4687@2OB
Selam Mahfi hocam, az önce 1857 deki yorumunuza bir cevap yazmıştım. Şimdi araştırdım, şunları da izninizle eklerim.
SilSizin yorumda yazdığınız enflasyonun faiz sayılmaması anlayışını 1517 yılına kadar Mısır müslümanları da - Memlüklüler - savunurdu. Faiz konusunda bu yönleri ile Arap Sünni İslamından ayrılırlardı.
Arap Sünnileri ve Osmanlı -Yavuz Sultan Selim'inin- uzlaşması ile; bu anlayış İslam dünyasından silinmiştir. Karşılığında Arap Sünnileri hilafet ünvanını Osmanlının himayesinde olmasına izin vermiş, Osmanlı da Arap Sünnilerine ciddi vergi avantajları sağlamışlardır.
Mısırlıların, Arap kültüründen farklı düşünmelerinin bir sebebi vardı. 1517 yılında yıkılan Mısır Memlüklü devletinin temelinde Eyyübilerin ve Kafkasya daki Cengiz baskılarından çekilmiş, Yahudi, Göktanrı, Şaman gibi (İslam dışı), askeri kurmayların (ve askerlerin) kurucu kültürleri vardı.
Mısırlılar -Memlüklüler-, bu sebeple ticaret, sigorta, bazı banka kurumlarını, deniz ticaretini ve yan finansal kurumlarını oluşturmuşlardı. Küdus ve civarında hem haçlı seferleri hem de Rum diyarının insan kaynağı ile harmanlanmış Eyyübilerin de kurucu kültürleri, Sünni Arap İslamının kuramadığı bu kurumlaşmalarda öncü oldu.
Kültürlerini 250-300 yıl kadar yaşatabilmelerinin bir diğer sebebi ordularının güçlü olması sayesinde arap kültürünün de çekinmesidir.
Ne zaman 1517 Yavuz Sultan Selim bunları ortadan kaldırmış, arap kültürü de nüfuzunu onlara geçirmiştir.
Ki, aynı Sünni arap anlayışının şeyhülislamlık makamı ile Osmanlı yasalarına etkisini, Kanuni döneminde karar alma mekanizmasını etkilemesini, daha sonraki dönemlerde tekke ve zaviyeler ile kurumsallaşmasını, devlet içinde bilimi dışlamasını, beşik ulemalarına maaş bağlanmasını ve devletin ortadan kalkmasına kadar geçen süredeki etkisini bilirsiniz.
Sizin enflasyonu faizden saymayan, hakkı yenmez mi diyen anlayışınız Sünni Arap kültürü dışındaki sonradan bir şekilde İslam şemsiyesine eklenen düşüncelerden geliyor.
İslamın özünde, enflasyon farkı diye bir mesele yoktur. 7. 8 yy mantığı ile düşünmeniz gerekir. Ben Mahfi Eğilmeze 100 altın borç verdim, Uğur Gürses şahit oldu yazdı, bir sene sonra Mahfi Eğilmez den 100 altınımı alırım. Mahfi Eğilmez ödeyemez durumda olur ise, borcu azaltmak, affetmek benim tasarrufumdadır, Kuran'a göre; akıl sahipleri için bunda hikmet vardır.
Ben size 100 altın vermek ile, gelecek dönemin enflasyonunu bilemem. Bilemediğim için 1 altın dahi ek ödeme ister isem, faizdir, haramdır.
Hiç bir Şeyhülislam, hiç bir müslümana banka kurdurmamış, sigortacılık yaptırmamış, müslüman teba mümkün mertebede emek dışı çalışma ve kazanç imkanı olan karışık ticaret işlerine sokulmamıştır. Sermayeye dayalı ticaret şahsi emek ve riski barındırmaz ise, haramdır. Kutsal kitap çok nettir.
s3Jy58ay!XO2jadZ
Sayın 18:13,18:35
SilBu kadar çok şey söyleyip,hiç bir şey söylemeyen cevabınızı hayretle okudum.
Herhalde bu bir cevap değildi,İslâm Ansiklopedisi reklamıydı!
Cevabı anlayabilen varsa,lütfen deşifre edilmiş halini bizimle de paylaşsın.
Engin bilginizden bizler de istifade edelim.
biraz geç olacak ama hocam belki okursunuz. islamda aynı tipten malı aynı tipten malla vadeli satmaya faiz-riba denir. eski alimler kağıt parayı bir mal gibi değerlendirmişler, yani ekonominin o banknota düşen değeri ve değişken (differansiyel matematik) olarak görülmemiş, bu nedenle bu allerji var. ysa bu paranın değeri 1 lira(kağıt ve mürekkep) geri kalan 99 lirası nereden geliyor diye sorulsa yeteli açıklmaa olur. ben sana bu 100 liralık banknotun türkiye ekonomisi içindeki payını bu gün veriyorum; senden 1 sene sonraki 120 liralık banknotu istiyorum, ona isabet eden ekonomik değer fazla az olabilir. yani satılan şey ekonomik değer-kağıt değil onu anlamıyorlar... yani bu işleme faiz demekle bu işlem riba olmaz, faiz dememeklede olmamazlık etmez. faiz allerjisinin temeli inşaat-ithalat temelli para kazanma hırsıdır, sermayeniz olmadan bankanın/halkın diye oku/ parasıyla mal çekip-çektirip karı cebe atarsınız.
SilSelamlar.
YanıtlaSil2021 yılı sıkıntılı geçmemeye yönelik bertaraf edecek bir mucize ortada yok.
Türkiye'nin bu sene 63,208 milyon Usd dış borç ödemesi var.
Ancak sorun Kamu Sektörü tarafından değil asıl sorun Özel Sektör ve Bankacılık tarafında. Bildiğiniz gibi Kamu 25,311 milyon Özel Sektör ise 37,896 milyon Usd borç ödemesi gerçekleştirecek.
Sadece Anapara geri ödemesi Kamunun ve Özel Sektörün toplamı 53,390 milyon Usd.
Veriler 31 Aralık 2020 tarihinde https://www.hmb.gov.tr/kamu-finansmani-istatistikleri websayfasından edinilmiştir.
2021 yılının sıkıntılı geçme olasılığı şu anki c.p. varsayımına göre (Pandemi ve küçülme dönemi) yüksek yani %85 düzeyinde. (Oranı kendi sezgilerimle ortaya koydum, yanılma payım yüksek.)
Hiçbir şey değişmez ise,
Türkiye yüksek sayılarda beklediği, ve yıllarca doları euroyu DM'yi gömdüğü Hotel Tatilköyü betonlarından, konvertible yabancı paraya kavuşamayacak.
Bu durumda ya piyasadan yüksek faiz ile YP borçlanacak ve borcu borç ile kapatacak ki o zaman eskiye dönmüş oluruz, veya
şimdiye kadar yaptığı gibi ve eskiden var olduğu gibi Türk Lirasının değeri deflate edilecek.
Büyük gösterişli projeler çok hoş ve güzel, zaten Türkiye'nin 90 milyon nüfusu sultan soyu ve herkes sarayda yaşamak ve saraylı gibi yönetmek istiyor ve herkes masabaşında 10-15.000 TL (usd chf eur olursa daha iyi) kazanmak istiyor.
Evet ülkemizde masabaşında, taş taşımadan, "salla başı al maaşı" devri devam edecek.
Hükümdarlar çok olduğu için ve ÇALIŞAN OLMADIĞI için
Türk Lirası değer kaybetmeye devam edecek. Dolarizasyon artacak.
İyimser tablo
ise yastıkaltı döviz ve bankalardaki dövizler TL güvenir ve TL yatırımlara döner. Türk Lirası değerlenir ancak bu mevcut Akp-Hükümetin işine gelir mi bilinemez. Çünkü TL'nin değerlenmesi onlara maliyet yükler doğal olarak onlar bu maliyetden kaçınır, ama seçilmiş olmak ve demokrasi bu demek olur. Tabii anlayana
Şenol Çetinkaya
İktisatçı-Halkla İlişkiler
eski Turizmci
Iyi gunler hocam. Verilerle ilgili anlamadigim bir sey var. ABD ile kiyaslayarak anlamaya calistim, yine tam oturmuyor. ABD'de* nufus/isgucu orani istikrarli bicimde %60 civarinda iken bizde nasil tam %50 cikiyor? Issizlik hesaplarina cok cesitli gruplarin (ev hanimlari ve devletten sakat akrabalarina bakim icin odenek alan kisiler gibi) eklenmedigini duymustum ancak isgucu taniminda bu durum nasil cikiyor paylasabilirseniz cok memnun olurum.
YanıtlaSil*https://www.bls.gov/news.release/pdf/empsit.pdf
Tesekkurler. Iyi calismalar.
Hic Covid den bahsetmeyin tabi, olur da okuyanda insaf duygusu olusur. Gecen seneki doviz geliri bu sene gelseydi cari denge ne durumda olurdu? Peki ihracat pandemi nedeniyle azalmasaydi? Bu acaba bahsettiginiz gibi sistemik bir kotu bir gidisat trendini mi, yoksa bu senelik bir "Act of God" kaynakli bir istisnayi mi gosteriyor? Butceyi ele alirken de pandemi yuzunden acilan para musluklarindan da bahsetmek hakkaniyetli olurdu.
YanıtlaSilIsaac Asimov'u sever misiniz hocam? Üç robot yasasında ;
YanıtlaSil1)Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2) Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3) Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.
Eğitimsiz ve cahil halkımız kendi cahillik ve eğitimsizliğini kaldıracak yönetimleri iş başına getirebilecek yeterlilikte değil. Hatta böyle bir halkın içinden çıkan yönetimlerin de vasıflarının ne olduğu da soru işareti.
Ömrümüz bu cahilliğin bittiğini görmeye yetmeyecek belli ki.
Halkımızı tanıyan, geçen yılların faydasızlığını gören herkese Yapay zeka'nın boş beleş siyasetçileri ve rant çevresini devreden çıkardığı üç robot yasasına göre kurgulanmış toplum hayalini öneririm.
YanıtlaSilHocam , bütçe dengesiyle cari denge birbiriyle neden ters yönlü ilişkide ?
hocam elinize sağlık
YanıtlaSil