Moody's Kararı Üzerine Değerlendirme
Moody’s’in Kararı
Moody’s 7 Mart Perşembe akşamı Türkiye’ye
verdiği kredi notunu Ba1’den Ba2’ye düşürdüğünü ve not görünümünü durağan olarak
belirlediğini açıkladı (eski nota eşlik eden görünüm negatif idi.) Çoğu yorumcu
bu kararın haksızlık olduğunu hatta kasıtlı olduğunu söyledi. Bazı yorumcular
kararı, ABD ile Türkiye’nin arasının bozulmuş olmasına ve ABD yönetiminin Moody’s’i
böyle bir karar almaya sevk ettiğini ima etti.
Daha önce çeşitli defalar
yaptığım gibi konuyu akıl yürütme yaklaşımı çerçevesinde analiz edelim. Önce
Moody’s’in dediklerini ve Türkiye ekonomisinin verilerini karşılaştırmalı
olarak ele alalım.
Moody’s’in Türkiye notunu
düşürmesinin ilk gerekçesi: “Para politikasının etkinliğinde yaşanan önemli
aşınmalar ve temel yapısal ekonomik reformların uygulamaya sokulmasında ortaya
çıkan ciddi gecikmelerin de kanıtladığı kurumsal güç kayıpları.”
Bu gerekçede geçen “…para
politikasının etkinliğinde yaşanan önemli aşınmalar…” ifadesini Moody’s
açıklamanın sonraki bölümünde daha net bir hale getiriyor ve “hükümetin kısa
dönemli önlemlere odaklanarak etkin para politikasına ve temel ekonomik
reformlara zarar verdiğini” vurguluyor. Bu gidişle enflasyonun 2020’ye kadar
sürdürülebilir bir biçimde tek haneye düşmesinin mümkün görünmediğinin altını çiziyor.
Moody’s’in bu ifadelerle Merkez
Bankası’nın temel amacı olan enflasyonu düşürmede uyguladığı para politikasının
yeterince sıkı olmadığını ve hatta bu uygulamanın giderek zayıfladığını
kastettiğini düşünüyorum. Merkez Bankası’nın hiçbir anlamı kalmamış olan yüzde
5’lik hedefte ısrar etmesinin ve karar alıcı mevkideki yetkililerin faiz
indirimi çağrısı yapmalarının ardından böyle bir sonucun gelmesi bence
şaşırtıcı değil. Moody’s’in aldığı bu kararın haksızlığını vurgulayanlar
Türkiye’nin 2017’de yüzde 7’nin üzerinde büyüdüğünü öne sürüyorlar. Aslında bu
büyüme de Moody’s’in not düşürme gerekçelerinden birisi zaten. Çünkü Moody’s’in
bu büyümenin enflasyonda dizginleri kaybetmenin sonucunda oluştuğu kanısında
olduğu anlaşılıyor. Sanırım Moody’s, dün Merkez Bankası’nın kararını bekledi ve
Merkez Bankası’nın bu kadar yüksek bir enflasyon oranının varlığında faizi
artırmama kararı almasının ardından Türkiye’nin notunu düşürmeye karar verdi.
Gerekçede geçen “…temel yapısal
ekonomik reformların uygulamaya sokulmasında ortaya çıkan daha ciddi gecikmeler…”
ifadesiyle Moody’s söz verilen bazı yapısal reformların yapılmadığını ya da
gecikmeler yaşandığını öne sürüyor. Bu konuda üzerinde en çok durdukları konu
işgücü piyasasındaki katılıkların giderilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Moody’s
karar notunda bu konunun seçimler nedeniyle ertelendiğine dikkat çekiyor.
İkinci gerekçe: “Artan
siyasal riskler ve yükselen dış finansman faizleri çerçevesinde ülkenin büyüyen
cari açığı, yüksek dış borçları ve yüksek dış borç çevirme oranının ortaya
çıkardığı dış şok riskindeki yükseliş.”
Moody’s bu gerekçede geçen asıl
tehlikenin kamu kesiminden çok özel kesim borçlarından kaynakladığına dikkat
çekiyor. Bu gerekçenin altında yatan nedenlerden birisinin de artan jeopolitik
riskler olduğu açıklamada vurguluyor. Bu risklerin artması halinde ülkenin dış
kaynak bulmakta zorlanacağı ve dolayısıyla dış borç çevirmede ciddi sorunlar
yaşayacağına işaret ediyor.
Diğer konular: Moody’s not
düşürme kararında bu iki temel noktayı vurgulamanın yanı sıra bunlarla dolaylı
ya da dolaysız ilgili bazı başka hassas noktalara da değiniyor. Bunlardan
birisi bütçe dışında yaratılan Kamu Özel İşbirliği Projelerinin ve Kredi
Garanti Fonu’nun yarattığı potansiyel yükümlülükler. İkincisi karar metninde
şeffaflıkla ilgisi olmadığı öne sürülen Varlık Fonu’nun elindeki varlıkları
teminat göstererek borçlanması meselesi.
Bu iki konunun dışında Moody’s ayrıca Anayasa Mahkemesi kararının alt
mahkemece uygulanmadığını, referandumla kabul edilen Anayasa değişikliğinin
siyasal sistemin denetim ve denge mekanizmalarını sınırlandırdığına vurgu
yapıyor. Yani bir anlamda kararın siyasal açıdan dayanaklarının da olduğunu
ortaya koyuyor.
Moody’s’in Önceki Kararından Bu Yana Neler Değişmiş?
Moody’s’in not değişimiyle ilgili
bir önceki kararı 17 Mart 2017 tarihini taşıyor. Söz konusu kararda Moody’s,
Türkiye’nin kredi notunu düşürebilecek olan olası gelişmeleri şöyle sıralamış:
(1) TL’de ortaya çıkabilecek hızlı bir değer kaybı, rezervlerde ani ve yüksek
miktarlı düşüş ya da sermaye çıkışının kısıtlanmasına yol açacak bir karar gibi
ödemeler dengesi krizini olası duruma getirecek maddi bir değişme. (2) Büyüme
oranında sürüp giden bir düşüş. (3) Kamu mali disiplininde bozulma. (4) Kurumsal
güçlülükte ortaya çıkabilecek ilave aşınmalar.
Şimdi bir de önceki karar olan 17
Mart 2017’den bu yana başlıca makroekonomik göstergelerdeki değişime bakalım:
Ekonomik Göstergeler
|
Mart 2017
|
Mart 2018
|
Not
|
Büyüme
|
3,0
|
7,3
|
++
|
Enflasyon
|
10,1
|
10,3
|
-
|
İşsizlik
|
12,1
|
10,3
|
+
|
Bütçe Açığı
|
1,1
|
1,5
|
-
|
Cari Açık
|
3,8
|
5,5
|
-
|
Dış Borç Stoku / GSYH (%)
|
47,0
|
51,2
|
-
|
Gösterge Faiz (%)
|
11,1
|
13,5
|
-
|
Sepet Kur
|
3,81
|
4,26
|
-
|
TCMB Döviz Rezervi (milyar USD)
|
89,2
|
89,3
|
+
|
Artılar
|
4
|
||
Eksiler
|
6
|
Moody’s’in Not Düşürme Kararı Haklı mı Haksız mı?
Moody’s’in bir önceki kararında
not düşürülmesine yol açacağını vurguladığı konulardan ilkine baktığımızda
TL’de hızlı sayılabilecek bir değer kaybı (yüzde11,3) olduğunu, cari açığın
ödemeler dengesini sıkıntıya sokabilecek biçimde ciddi bir artış eğilimine
girdiğini, buna karşılık döviz rezervlerinde bir düşüş olmadığını görüyoruz.
Öte yandan Türkiye’nin, sermaye hareketlerine (döviz çıkışlarına) bir kısıtlama
koymadığını, sermaye hareketlerinin serbestliğiyle ilgili önleyici bir önlem
almadığını biliyoruz (dış borçlanmaya getirilen döviz geliri kadar dış
borçlanma uygulamasının bu anlama gelmediğini ifade edelim.) Dolayısıyla
buradan giderek bir not düşürme kararı pek haklı görünmüyor.
İkinci nokta olan büyüme oranına
baktığımızda düşüş değil tam tersine ciddi bir artış olduğunu görüyoruz. Bu
madde de not düşürmeyi haklı kılacak bir gelişmeyi göstermiyor.
Üçüncü nokta kamu mali disiplinin
bozulması yani bütçe açığında artışlar ortaya çıkması meselesidir. Tabloya
baktığımızda geçen karardan bu yana bir bozulma olsa da bu bozulmanın en
azından şimdilik sınırlar içinde kaldığını söyleyebiliyoruz. Dolayısıyla
buradan giderek de bir not düşüşü pek haklı görünmüyor.
Son nokta olan kurumsal güçlülük çerçevesini
daha yakından ele alalım. Çünkü bu kavram ötekilerden daha zor ölçülebilen ve sübjektif
değerlendirmelere açık bir çerçeve içinde bulunuyor. Kredi Ölçüm Kuruluşları
kurumsal güçlülüğü aşağıdaki şemaya göre değerlendiriyorlar.
Kurumsal Güçlülük çerçevesinin
alt gruplarını ele alıp Türkiye açısından değerlendirmeye çalışalım.
Kurumsal Çerçeve:
Hükümetin etkinliği; hükümetin
ekonomi politikasını uygulamada ne kadar etkin olduğunu ölçmeye yarıyor. Bu
konu oldukça karışık görünüyor. Eğer amaç enflasyonu düşürmekse Türkiye bu
uygulamada başarısız, eğer amaç büyümeyi yükseltmekse Türkiye bu alanda
başarılı.
Kanunların üstünlüğü; kanunları
uygulamakta yargı ne kadar bağımsız hareket edebiliyor, mülkiyet hakları
korunuyor mu, hükümet karışımı var mı? Moody’s, açıklamada verdiği Anayasa
Mahkemesi ve alt mahkeme ilişkisi konusuna değinerek kanunların üstünlüğü,
yargının bağımsızlığı konusunda Türkiye’yi olumlu görmediğini dolaylı yoldan
açıklıyor.
Yolsuzluk; ekonomide yolsuzluk
hangi boyutta, hesaplarda şeffaflık var mı? Moody’s kararında bazı kamu
hesaplarında şeffaflık olmadığını vurguluyor.
Politika Kredibilitesi ve Etkinlik:
Enflasyon ve enflasyon
dalgalanması; bir ekonomi politikasının kredibilitesini ölçmekte en uygun
ölçülerden birisi olarak kabul ediliyor. Enflasyon, diğer ekonomilerle
karşılaştırıldığında makul mü, enflasyon oranı sürekli iniş çıkışlar içinde mi?
Bu soruların yanıtı aynı zamanda Merkez Bankası’nın uyguladığı para
politikasının kredibl olup olmadığını da ortaya koyuyor. Merkez Bankası’nın
koyduğu enflasyon hedefinden uzak kalıp kalmadığı aynı zamanda bu bankanın
bağımsız olup olmadığının da göstergesi olarak kabul ediliyor. Moody’s
kararında bu konuda Türkiye’nin başarılı olmadığını açıklıyor.
Diğer Faktörler:
İflas Geçmişi; bir ekonominin
geçmişinde iflas durumuyla karşılaşıp karşılaşmaması ve bunun ne kadar yakın
dönemde olduğu da önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Moody’s’in
yazısının altındaki Türkiye ekonomisine ilişkin göstergeler tablosunda 1983
yılından bu yana Türkiye’nin bir kez iflasla karşılaştığı yer alıyor. Ki bu da her zaman için olumsuz bir faktör olarak notu etkiliyor.
Sonuç
Burada, eldeki verileri,
olabildiğince objektif olarak ortaya koymaya ve kredi değerlendirme
kuruluşlarının bakış açısından değerlendirmeye çalıştım. Bu analize göre bazı
konularda olumlu gelişmeler olmasına karşılık bazı konularda işler olumsuz
gitmiş ve asıl olarak ekonomiden daha çok siyasal alanda ve hukuk alanında
işler karışmış görünüyor.
Moody’s Türkiye’nin notunu
düşürmekte haklı mıydı haksız mıydı herkes kendi kararını versin. Ben size
objektif olarak ve ayrıntılarıyla konuyu sundum.
Artık şu 'Amerika bize düşman ondan hep böyle oluyor' saçmalığından bir kurtulmak lazım. Konu para ise ortaya sadece gerçekler konur, kaç aydır OHAL ile yönetilen bir ülke için notumuz hala fena değil. Sonumuz Mısır gibi olmaz umarım.
YanıtlaSilGerçek sıkıntı Amerika'nın böyle kurumları etkileyebilecek gücte olması(etkiledi ya da etkilemedi demiyorum).
YanıtlaSilS&P, Moodys Almanya'nın notunu böyle spekulasyonlara dayanarak düşürebilir mi?
Güçlü değiliz, olmak zorundayız...
Yanlış mıyım Sayın Hocam?
Biz Almanya gibi cari fazla versek, bütçe fazlası versek, enflasyonumuz % 6 olsa, seçimlerimizi düzgün yapsak, yargımız bağımsız olsa Moody's sırf spekülasyon var diye bizim notumuzu düşürebilir mi? Bir de o tarafından bakmak lazım.
SilSayın Mahfi Eğilmez'in dediği gibi biz ne zaman cari fazla verirsek ve TL nin değerini artırırsak o zaman kredi kuruluşlarının verdiği notlara yüksek sesle itiraz ederiz Ancak biz hâlâ maalesef %80 tüketen bir ülkeyiz Bana göre böyle.
SilBen sizden şu gunde kadinların neden istihdamda daha fazla bulunması gerektiği üzerine bir yazı daha beklerdim.
YanıtlaSilCanınız sağolsun...
Haklısınız. Gerçi kadın vurgusunu en çok yapan kişilerden birisi benim ama yine de bu gün böyle bir yazı yazmak doğru olurdu.
SilBence yazmamanız daha iyi olmuş. adını ister "dünya kadınlar günü", ister "dünya emekçi kadınlar günü" koyun, yılın bir gününü bu şekilde kadınlara ayırmaya çalışmak cinsiyet ayrımcılığının dik alasıdır. O zaman neden "dünya erkekler günü" yok diye sorarlar adama. Yılın 365 günü zaten onların olduğu için mi? 1857'de ABD'de yaşanan trajediyi bence daha farklı şekilde anlamlandırmak gerekir. Meselâ "vahşi kapitalizm'in yaptığı emekçi katliamlarını anma günü" denebilir.
Silİştir kişinin aynası lafa söze bakılmaz deyip notu açıklasaymış mondays daha güzel olurdu hiççç açıklama yapmaya gerek yok çok çalışmamız lazım değil mi hocam?
SilHocam gerektiği kadar açıklayıcı olmuş teşekkür ederiz
YanıtlaSilSağ olun.
SilHocam, Moody's ve diğer kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'deki enflasyon, büyüme, isthdam oranları ile ilgili TUİK'in verileri dışında kendi araştırmalarını yapıyor ve rakamlar arasında tutarsızlıklar buluyor olabilirler mi? Yoksa onlar da sadece devletin açıkladığı verilere göre mi değerlendirme yapıyorlar?
YanıtlaSilBende merak ediyorum. Bu Moody's bizim göremediğimiz neyi görebiliyor?
SilArtık herkes çok iyi biliyor ki ekonomide ciddi bir sıkıntı var. Kısa vadede ekonomiyi toparlayabilecek bir gelişmede yok ufukta.
TÜİK verilerini kullanıyorlar. Çünkü aksi takdirde kendilerinin TÜİK gibi veri üretmesi lazım. Ama mesela artık bizim alıştığımız Ohal gibi uygulamalara onlar dışarıdan baktığı için farklı bakıyorlar. Ki onların bakışı bizimkinden çok daha doğru.
SilTÜİK verileri kullanılıyorsa gerçek çok daha vahim denilebilir mi?
SilHocam ne kadar yandaş! bir yazı yazmışsınız. Azcık Moodys'i övün ki, son yazılarınızda sizi yerlere vuran trollere iş çıksın! Kaleminize sağlık...
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Trollere aldırmayın.
Sil2017 büyümesi yüksek YeniSeri yapmadık...
YanıtlaSil2018de de endişelenmeyelim, gerekirse bir gecede işi bitiririz....
Hukuk bitti ise d8gerleri arkadan gelir... ekonomi de hukuk ile cakilir
YanıtlaSilHukuk ile ekonomi birbirine o kadar bağlantılı değil. Güney Kore'nin kalkınması buna en güzel örnek. Güney Kore 40 sene boyunca askeri cunta tarafından yönetildi. Hukuk diye bir şeyden bahsetmek mümkün değildi buna rağmen Güney Kore kalkındı. Çin'de güzel bir örnek. Seçimlerin bile yapılmadığı bir ülke Çin. Çin'de tek bir politik parti var oda komünist partisi. Hukuk yok denecek seviyede ve corruption aynı şekilde inanılmaz bir seviyede buna rağmen dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi Çin. Putin yönetimindeki Rusya peki? Oda güzel bir örnek. Ambargolardan önce Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisiydi Rusya. Peki bu zaman diliminde hukuk ve corruption ne sevideydi Rusya'da? Avrupa'nın en kötüsüydü Rusya buna rağmen ekonomileri aldı başını gitti.
SilHukukla refah arasında kurulan ilişki daha anlamlı olur . Yoksa antik romada da büyümeden ve estetik sofistikasyondan ( sanat , mimaride gelişme ) bahsedilebilir ama toplum genelinde paylaşılmış refah duygusundan bahsetmek imkansıza yakın . Hukuk sistemini iyileştirmemizin amacı ekonomik büyümeden ziyade toplum refahını artırmak içindir . Toplum refahı büyümeye bağlı olmakla beraber yaratılan gelirin nasıl paylaşıldığı , çevre tahribatına yol açıp açmadığı da önemlidir . Sistemin yozlaşması bir süre büyümeyi etkilemese bile uzun vadede insanın yaşamak istemediği yerde ticaret olmaz sanat olmaz toplumsal barış zarar görür ve orman kanunları geçerli olmaya başlar .
SilHukuk, en temel değerdir ve herşey ile çok yakından ilintisi vardır. Temelinde hukuk olmayan hiçbir oluşum bir anlam taşımaz. Verdiğiniz örneklerde kalkınan ülkeyi görüyor ama o yıllar boyunca yitip giden kuşakları göremiyor musunuz? Kalkınma, ekonomik gelişme, refah kim için amaçtır? İnsan için... Kalkınmayı sağlayan toplumların hemen hepsinde, bedeli acımasızca ödeyen insanları unutmayın. Burada esas olan, kalkınma, büyüme, refah artışı sağlanırken, tüm toplumun, bu yaratılan değerleri adil bir biçimde paylaşmasıdır. Bu da ancak, sağlam temellere oturtulan ve gerçek anlamda uygulanan, bağımsız, güçlü ve şeffaf hukuk sistemi ile olur. Aksi halde dedelerin, babaların, anaların yokluklar ve adaletsizlikler içinde yok olup giden, harcanan yaşamları üzerine kurulan gelişmişlik düzeyinin hiçbir anlamı yoktur. Bugün gördüğünüz de böyle toplumlardır. Kriter olarak alınmaları da en büyük saçmalıktır... Siz hangi kuşakta olmak isterdiniz? Bedel ödemeyen bilemez...
SilÇok güzel,benim için öğretici, teşekkür ederim.
SilBu bahsettikleriniz "ekonomik kalkınma" ama. Kimse Çin'e göç etmiyor aksine Çinliler artık Çin'den kaçıyor. Kalkınmanın birden çok boyutu var ve büyüme sadece bir tanesi
SilTürk halki 167 mukyar usddoviz hesabı var ve kesinlikle satma niyeti yok yani beklenti kötü. Aslında siz sayin otoritelerin acik net ve korkusuz ilmasi gerekiyor yoksa daha ağır bir fatura karşımıza çıkacak. Sizin izgur açık görüş yazamamanuz aslinda sorunun cevabı. Ozgur olacak bir ülke hukuk olacak yansız üstün olacak hukuk...o zaman sorunları çözeriz.
YanıtlaSilKonu dışı ama düzgün yazmak bu kadar mı zor? Sadece sizin için demiyorum birçok okuyucu da aynı şeyi yapıyor.
SilDavid Stricagnoli,
SilGerçekten çok rahatsızlık verici bir durum ama yapacak bir şey yok gibi görünüyor. Sosyal medya'nın yaygınlaşması sonucu gelişen bir alışkanlık olduğu söyleniyorsa da bence büyük ölçüde özensizlikten kaynaklanıyor. "Yayınla" düğmesine basmadan yazdıklarını bir kez daha okusalar, bilgisizliktan kaynaklananlar dışındaki yazım hatalarını herkes görüp düzeltebilir diye düşünüyorum. İlginç bir şey daha var, İngilizce forumlarda da aynı durum söz konusu. Oralarda da hataları düzeltip doğru yazmaya dikkat edilmesini rica edenleri "gramer nazisi" olarak niteliyorlar.
Önce Türkçe öğrenin, yazdığınız anlaşılmıyor.
SilErkin ŞAHİNÖZ, kredi derecelendirme kuruluşlarının bağımsız ve tarafsız olmadığını söylüyor.Bu kuruluşların ortaklık yapılarını, üst perdelerini bilen biri olduğunu ve verdikleri kararların ekonomik değil,uluslararası siyasetin sonucu olduğunu söylüyor.
YanıtlaSilErkin bey haklıdır. Ama bence biz onların bağımsız olup olmadığına bakmak yerine acaba mesela bizim Merkez Bankamız yeterinde bağımsız mı? yargımız bağımsız mı? iç siyasetten bağımsız karar verebiliyorlar mı? diye baksak daha doğru yapmış olmaz mıyız?
Silisterlerse not artar isterlerse not düşer artması içinde düşmesi içinde yeteri kadar gerekçe var. not artarken niye arttı sorusu madde madde açıklanıyordu düşerken yine aynı hikaye..
YanıtlaSilHocam ekonomimizde olan olumlu ve olumsuz veriler çerçevesinde bizim için yapılan not düşürmenin fırsatlarının kollandığı durumlarda benzer verilere sahip batılı ülkelerin notlarının düşürülmesinde acaba not düşürmemenin yolları aranıyor olabilir mi.
YanıtlaSilGeçmiş deneyimleriniz ve uzmanlığınız çerçevesinde Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının masum olup olmadığı noktasında görüşleriniz nelerdir acaba.
Derdim bu kuruluşları acımasızca eleştirmek değil objektiflikleri hususunda sizin değerlendirmeleriniz ışığında bir kanaat sahibi olmaktır.
Olabilir ve hatta oluyordur da. Ama bunlara bakmak yerine acaba biz doğrusunu yapıyor muyuz diye baksak mesela Merkez Bankamız yeterince bağımsız mı, yargımız bağımsız mı, demokrasimiz üst düzeyde mi, cari açığı nasıl kapatabiliriz, enflasyonu düşürmek için neler yapmalıyız gibi konulara konsantre olsak daha doğru olmaz mı?
SilElinize sağlık hocam. Yine harika bir yazı olmuş. Okurken aklımdan son not indiriminden bu yana neler yaptık diye geçiyordu ki , onu da eksik etmemişsiniz. Teşekkürler
YanıtlaSilBenim adı geçen derecelendirme kuruluşlarına veryansın eden yorumculara bir sorum olacak.
Farz edelim ki bu derecelendirme kuruluşları olmasa idi; bilginin bu kadar hızlı yayıldığı bir dönemde, ülkemizde dönen dolaplardan, yolsuzluklardan, hukuksuzluklardan, ekonominin, tarımın, üretimin, eğitimin kötü gidişatından Dünyanın hiç haberi olmayacak mı sanıyorsunuz? Sizler Dünya'yı sahiden kör ve sağır mı sanıyorsunuz?
Çok teşekkür ederim.
SilOHAL'le ilgili bir vurgu yok mu raporda hocam? Gerci Fransa'da da OHAL halen devam ediyor bildigim kadariyla. Ama farkli gerekçe ve yöntemlerle.
YanıtlaSilYaklasan ve halen metodu olusturalamamis bir secim var. Simdiden şaibeler oluştu. Ustelik erken secim de buyuk bir olasilik.
Objektif olursak boyle bir ortamda kim iyiye gidişe dair bir öngörüde bulunabilir? Eldeki ekonomik parametrelerin olumsuz taraflardan yorumlanmasinin hem objektif hem subjektif bir sonuç oldugunu düşünüyorum. Bilmiyorum yaniliyor muyum?
Doğrudan bir vurgu yok ama Anayasa Mahkemesi kararının alt mahkemede değiştirilmesi yoluyla var.
SilCok guzel bir yazi keskin ve ince bir ipte cok ustaca yürümüşsünüz. Ellerinize sağlık...
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim.
SilHocam biliyorum konuyla ilgisi yok ama bir sorum olacak benim. Merkez bankası altın ithalatı yapmaya başladı mı? Yani rezervlerde değişikliğe gitmeye mi başladı. Yuan vb...
YanıtlaSilEpey bir zamandır MB altın rezervini artırıyor.
SilHocam çok güzel ve objektif bir yazı, elinize sağlık. Bence bu kredi derecelendirme kuruluşlarının objektifliğini anlamak için benzer ülkelere verdiği notları da karşılaştırmak lazım. Eğer bu not düşürme sırf siyasi riskler dolayısıyla yapıldıysa siyasi risk olan ülkelerde böyle bir düşürme yapılıyor mu yok ekonomik veriler nedeniyle yapıldıysa benzer ekonomik verileri olan ülkelere aynı şekilde davranıyorlar mı ona bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bir çalışmanız var mıdır acaba yada ne düşünüyorsunuz?
YanıtlaSilKredi Derecelendirme kuruluşlarının bu derecelendirmeyi nasıl yaptıklarını açıklayan kitapları var. Bu kitaplarda notu neye göre belirledikleri anlatılıyor. Yani bu değerlendirmelerin her ülkeye aynı biçimde uygulanan tabloları var. Bunlar içinde üçte bir ağırlık ekonomide, üçte bir ağırlık uygulanan politikalarda ve üçte bir ağırlıkta yazımda değindiğim kurumsal güçlülük meselesinde.
SilEskiden bu tür çalışmalar yapmıştım. Yani benzer gruptaki ülkelerle karşılaştırmalar. Son zamanda yapmadım. Aslında kimse bu anlamda birbirine benzemiyor. O nedenle o tür karşılaştırmalar pek de anlamlı değil.Kimisi ekonomide iyi çıkıyor kimisi siyasal istikrar açısından iyi çıkıyor ve farklı gruplardaki üstünlükleri sonucu benzer notlar alıp aynı not kategorisinde buluşabiliyorlar.
https://mobile.twitter.com/azonceoldu/status/971791424227282945?s=12
YanıtlaSilHocam bu haberi okumussunuzdur. Yapisal reformlari halk diliyle aciklamis.
Yapısal reformların değil ama tarım ve hayvancılığın özeti budur. Bu kadar açık, bu kadar net.
SilBence az bile indirdi. Ben halis bir Türk evladı olarak paramı yurt dışına çıkarmayı planlıyorum. Kimse kimseyi kandırmasın. Gereksiz hamaset duygularına da kapılmayın. Elinden gelen herkes bu ülkeden kaçar kardeşim. Burda milyonlarca lira param olacağına İngiltere’de meteliksiz olarak burgerking de patates kızartmayı tercih eder ve mutlu olurum. Beyler gereğinde fazla miktarda kötülük var buralarda. Mahfi hoca bilimsel bir şekilde yazı yazıyor adamlar hain ilan ediyor. Kaçın kurtulun abi. Memlekete hizmet bir tek memlekette olmaz.
YanıtlaSilKaçmak yok. Burası bizim ülkemiz, yanlışı düzeltmeye çalışacağız. Ne kadarını becerebilirsek o kadarını.
SilKendini de ne güzel poh pohlamışsın kardeşim halis türk evladı vatanından kaçmaz senin ceddin kaçtı mı yurdundan böyle güzellemeler yapacağına coğrafya kaderdir deyip ülken için ne yaptın önce onu düşün
SilHiç meteliksiz olarak Burger King'de patates kızarttınız mı?
SilBiz Orta Asya'dan kalkıp Anadolu'ya, Anadolu'dan Balkanlara hatta Afrika'ya kadar göç etmiş bir milletiz. Yaşamını başka bir yerde sürdürmeye karar vermek ayıp değil, Türkiye'de devletin bunu engellemek gibi bir politikası da yok. Gitmek isteniyorsa gidilebilir, bugün Almanya başta olmak üzere pek çok ülkeye yerleşmiş milyonlarca Türk var, etrafımızda da başka bir ülkeye yerleşmeyi tercih eden insanlar görüyoruz. Ama Türkiye'nin dünyanın en kötü yeri olduğu, burası dışında her yerin çok iyi olduğu, bir gidilse ondan sonra her şeyin çok güzel olacağı, bizim zaten bu ülke için çok fazla olduğumuz ve kıymetimizin bilinmediği psikolojisi sağlıklı değil.
Raporun ozetini okudum Hocam. En cok dikkat ceken iki gazeteciyle ilgili (raporda isim yok elbette) anayasa mahkemesi kararinin alt mahkeme tarafından taninmamasi.
YanıtlaSilVatandaş ve biraz da gazete okuyan biri olarak bakiyorum, ozellikle bir tanesinin bir donem yazdigi seyleri, isaret ettigi insanlari hatirliyorum da..ama burada belirtmeye gerek yok.. O kadar karanliklardi ve bu o kadar netti ki ancak o kadar olur. Toplum vicdaninda cok da kozmopolit bir tabanda zaten konu cok açik. Ancak yine de hukukun üstünlüğünu kabul ediyorsak buna uymamamiz en cok bize zarar veriyor. Bu da cok açik. Hakliyken haksiz konuma dusmek haksiz olmaktan daha kötü. Cunku bir zeka problemi oldugu suphesi uyandırıyor.
Adamlar karar vermek icin TCMB'nin faiz kararini bekliyor. Akil yurutebilene kararin sebebini cok guzel acikliyor.
YanıtlaSilBana kalırsa evet derecelendirme kuruluşları siyasi olarak etkileniyorlar ve tamamen tarafsız değiller bizden daha kötü durumda olan ülkeler bizle aynı ya da daha iyi notlardalar. Ama son 1 yılda ekonominin kötüye gittiğini kabullenmek gerek. Bence kısacası not indirme haksız değil ama notumuz haksız uzun süredir
YanıtlaSilHocam baz alınan degerlerin ikna edici gerçekçi oldugunu düşünüyormusunuz.Bazı degerlerin örnek işsizligin enflasyonun gerçek degerleri yansıtmadıgını düşünüyorum.Bunu da gözönüne almak gerekir.
YanıtlaSilO da ayrı bir konu.
Silçok güzel bir analiz
YanıtlaSilNedenleri okudukça ülkemizin içler acısı hali ile yüzleşiyoruz,bilmiyorum kadınsal mı ama insan bu sorunlarimiza ağlamaklı oluyor,dahasi bu sorunlari öteleyip kendi halimize bakmadan dış ulkelere kurumlara saldirgan elestiriler yapıyoruz,anlamıyorum bir seçim dönemine daha kurban edilen genc issiz ciftci esnaf ve daha nicesi var.. Yureginize sağlık hocam,keske sizin gibi insan olabilsem ve sizin gibiler hep artsa..
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim.
SilHocam ellerinize sağlık.Eldeki verileri kullanarak "erken seçim ihtimali" konulu objektif bir değerlendirme yazısı yazabilirmisiniz?Teşekkürler.
YanıtlaSilBöyle bir yazım var zaten blogda. Ve bu veriler erken seçime işaret ediyor. Ama tabii ben kamu oyu yoklamalarını bilmiyorum. Bu konuda karar alacak olanlar asıl olarak onlara bakıyordur. Orada durumu garanti görseler erken seçime giderler.
SilMahfi bey, sizce, bu ihtimal var mı:
YanıtlaSilMoody's'in raporlarına malzeme olacak şekilde, TÜİK ve diğer kurumların içinde, verileri, istatistik sonuçlarını çarpıtarak yayınlayan kişiler olabilir mi?
Yani, kendi kurumlarımız içinden kötü niyetli kişiler, dışarıya malzeme sağlıyor olabilir mi?
Sonuçta, Moody's, "bu verileri sizlerden alıyoruz" diyerek sıyrılıyor olabilir.
Çok ekstrem bir komplo teorisi olur bu.
SilTürkiyede derecelendirme faaliyetinde bulunması kurulca kabul edilen uluslararası derecelendirme kuruluşları
YanıtlaSil1) Standards and poor's corp.
2) Moody's ınvestor service inc.
3) Fitch ratings Ltd.
Fitch ve S&P' de BB+, Moody's için Ba1 ve aşağısı ise yatırım yapılamaz spekülatif derece sayılmakta ve çoğunlukla çöp olarak ifade edilmektedir.
Uluslararası kredi derecelendirma kuruluşları; S&P ve Fitch için BBB-, Moody's için Baa3 ve yukarısı yatırım yapılabilir seviye olarak görülmektedir.
Moody's 1909 senesinde kurulmuş ve derecelendirme kuruluşları S&P ile kurucuları arasında gösterilir.
Standards and poor's 1860 yılında kurulmuş sektörün öncüsü konumundadır.
Fitch ratings 1914 te kurulmuş ve derecelendirme kuruluşları arasında 3 yönlendirici firmadan diğeridir.
Hepsinin ortak özelliği ABD yapımı ve dünyanın en zengin Ailelerinin firmaları büyük ortaktır. Piyasalara yön veren bu firmaların güvenilirliği herzaman tartışılmıştır.
ABD nin en büyük firmalarından Lehmann brothers'ın 2008 de iflası öncesinde S&P ' den aldığı not AAA idi ( S&P'dan alınabilecek en yüksek not ) bu not alındıktan sonra batan lehmann brothers için yatırım yapanlara S&P cevabı ise bilgisayralarına "Virüs" girdiği gibi çok garip açıklama yapması.
Bunun gibi daha birçok olay mevcuttur.
Dünyadaki birçok ekonomi etkileyen aslında aldığı para karşılığı ne yapmasını söylediği ülkelerde istediği hükümeti ayakta tutan istediğini yıkmaya gücü olan dünya zenginlerinin ekonomi belirleyici kuruluşlarıdır.
ABD bize güveniyor ekonomimiz iyi gidiyor yalanlarını bunlarla çok duyduğumuz işte bakın türkiye ekonomisine güven artıyor bunu dünya görüyor yalanlarını duyduğumuz fakat gerçekte onların istediklerini yapmanız gereken tüm dünyada ekonomistlerin tartıştığı perde arkası güçlerin şirketleri.
Ekonomi kötü olduğundada baz aldıkları gerçekleri istediklerinde bizim TUIK gibi göstermeyen bana göre gayri ciddi kuruluşlar.
Bu yazdıklarınızın hepsi doğru ama bunların doğru olması Moody's'in raporunda Türkiye için yazdıklarının yanlış olduğunu göstermiyor.
SilHocam benim ifade etmek istediğim kredi derecelendirme kuruluşlarınında güvenilir olmadığını belirtmekti. Yoksa türkiye ile ilgili yazdıkları yanlış demiyorum fakat istediklerindede türkiyeye karşı örtülü destek vermişlikleri var daha önceki yıllarda bunlarıda gördük. Türkiyenin ekonomisinin çok iyi yönde olduğunu söyleyip ciddi algı yönetimi yaptıkları ve insanlara hayel sattıkları dönemde hükümet bunları referans göstermişti hatırlarsanız. Kısaca geleceği yönelik yazdıkları herzaman doğru yapmadıkları ki bunun daha önceki yanlış yönlerdirmeleri konusunda lehmann brothers örneğini yazdım.
SilTürkiyedeki ekonomik görünümden çok gerçeklerini yaşayan zaten Moody's yazdıklarını yaşayan halk olarak bunları biliyoruz ve inkarda etmiyoruz. Benim bahsetmek istediğim gerçek verilerin olmadığı bir ortamda ne hükümetin hamasetine, ne tüik kurumuna, ne moody's gibi kurumların analizlerine bakmadan kendi yaşadığımız gerçeklerle olaylara bakmalıyız ve analiz etmeliyiz malesef.
Hocam merhaba, olası bir erken seçimin Türkiye'ye faydası/zararı ne olur?
YanıtlaSilAn itibariyle sanki her an seçime girilecekmiş gibi genişletici bir maliye politikası uygulandığı için erken seçimin bundan büyük bir zararı olmayabilir.
SilHocam ABD ekonomi politikasından maliye politikasına mı geçiyor?
YanıtlaSilDaha doğrusu para politikasını sıkarken maliye politikasını gevşetiyor.
SilBizi mi taklit ediyor?
SilBizimki ortaya karışık. Enflasyonun neredeyse kalmadığı bir dünyada çift haneli enflasyonla gevşek maliye politikası uyguluyoruz. ABD'de enflasyon yüzde 2'nin altında. Bizim uyguladığımız karma karışık para ve maliye politikası bulamacını kimse taklit edemez.
SilHocam:)
Silhocam öncelikle yazınız için teşekkürler.devletin tüm kurumlarının hantallığının ülkenin tüm konularında 1. faktör olduğuna inanıyorum hala tam anlamıyla siyasi görüşlerden uzak ülke menfaatlerine yönelik işleyebilen bir kurumsal mekanizmamız yok bu gün doğru yapıyoruz dediğimizi yarın yanlış olmuş hemen değiştirelim mantığıyla yaşayıp gidiyoruz.özel sektör devletin boşluklarını doldurayım derken güzel şeyler yaparken hayati önem arz eden hatalarda yapabiliyor en önemlisi de eğitim malum ülke olarak bedelini çok ağır ödedik yıllarca ödeyeceğiz de analaşılan
YanıtlaSilÇok doğru
SilMahfi hocaa, bunlar hep amariganın esrayilin dış mihrakların oyunu gelme bu oyunaa, yedi düvele karşı ikinci kurtuluş savaşını üçüncü dünya savaşını veriyoruz burdaaa. Yollarımızı havaalanlarımızı köprülerimizi kıskanıyorlar da ondaaan.
YanıtlaSilöf neyse sıkıldım baktım kimse yazmamış ben başlayayım dedim de içten gelmeyince bu kadar oluyor idare edin (mahfi hocam sizi çok seviyorum emeğinize sağlık)
Teşekkürler.
Silhocam gerçekten aydınlanma yaşıyorum sizi okuduğumda var olun minnettarım size
YanıtlaSilEstağfurullah, sağ olun.
SilHocam konu dışı olacak yine ama Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Özel sektör olarak 140 milyar lira devletten alacağımız var. Hükümetimizle de anlaştık. Bunu bize belirli bir taksitle ödeyecek. Bu paranın cebimize girdiğini düşünün, ekonomi ne kadar canlanır biliyor musunuz? 1985’ten beri alamadığımız Katma Değer Vergimizi devletten geri alacağız." demiş.Devlet niye 1985'ten veri bunu ödemiyor?
YanıtlaSilÖdüyor ama tamamını ödeyemiyor ve yenileri doğduğu için birikiyor ve artıyor. Öte yandan devletin de özel sektörden tahsil edemediği bir o kadar vergi alacağı vardır. Borcu olanla alacağı olan farklı kişiler ve kurumlar olduğu için bu sorunlar çıkıyor.
SilKurlar değişmeden maliye politikası yoluyla dış ticaret açığı kapatılabilir mi? Nasıl?
YanıtlaSil(1) Daha fazla döviz getirici yüksek teknolojili mal üretip onları ihraç edip daha çok ihracat geliri elde ederek. (2) İthal edilen malları ülkede üretip ithalatı düşürerek.
SilHocam herkese yanıt vermenize ve yetişebilmenize hayranım... Size şunu sormak istiyorum... ülkedeki sosyal, siyasi ve ekonomik durum ne olursa olsun, bankaların batması, yabancı bankaların türkiye'den çıkması ya da döviz hesaplarına el konması ya da faizlerine sınırlama getirilmesi gibi olaylar yaşanır mı? ülkenin ekonomik geleceğine yönelik kaygılar taşıyorum...
YanıtlaSilsaygılarımla...
Bence hiç değinilmeyen bir konuya, yani veri güvenliğine de değinmek gerek.
YanıtlaSilBu konuda çok ciddi sorunların olduğunu ve açıklanan bazı verilerin gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum.Belki de bizim verilerimizi gerçekçi bulmuyorlardır...
Bakın verilerin güvenilir olup olmadığı konusunda benim de bir bilgim yok ama böyle bir iddianız varsa neyin yanlış olduğunu (çarpıtıldığını) ya da en azından şu göstergede reel durum şöyle ama yayınlanan veri gerçeği yansıtmıyor diyerek konunun içini doldurun ki iddianızın bir temeli olsun.
SilBüyüme hızı, enflasyon ve isşizlik rakamlarının gerçeği yansıttığını söylemek zor. bir yıl önceye göre büyüme hızı ikiye katlanıyorsa işsizlik rakamlarının artması akla uygun gelmiyor. işsizlik rakamlarının hesaplanmasında ciddi sorunlar olduğu herkesin malumu. Ayrıca enflasyon oranlarının hesaplanmasına yönelik son yıllarda yapılan tuhaf değişiklikler var ve hesap araçlarının ağırlığı gerçek gider kalemlerinin ağırlığı ile örtüşmüyor.
SilTeşekkür ederim daha açıklayıcı oldu.
SilPeki Türk-iş'in hesapladığı açlık ve yoksulluk sınırı istatiklerinde yıllık fiyat artışları, TUİK hesaplamalarına göre çok büyük bir makasın olmaması hakkında ne düşünürsünüz? Ki Türk-iş istatistiklerinde Tüik fiyatlarını kullanmıyor. Tüik %12 derken Türk-iş %30 arttı demiyor. Türk-İş de mi bizi yanıltıyor?
SilKendi ağırlıklarınızı ortaya koyun, hesabı yapın belki sizin ağırlıklarınıza göre de çok farklı çıkmayacak, hayır iki katı çıkar diyebilir misiniz? Herhalde burada 1 veya 2 puan farkından bahsetmiyoruz TUİK yanıltıyor derken.
Kuruluşların teknik dille aktardığı kredilendirmenin, sade vatandaşın her sabah yataktan kalkarken yaptığından bir farkı yok.
YanıtlaSilGözünü açtığında o ülkede yaşamaktan mutlu, umutlu, güvende, huzurlu hissediyor musun?
Hocam, bilgilendirici yazılarınız için teşekkürler. İlk kez size yazıyorum.
YanıtlaSil11 Nisan'a kadar ABD hazine bakanlığı tarafından bazı bankalarımıza kesilecek cezaların açıklanacağını hatırlıyorum. Tarih konusunda emin değilim. Bu konu hiç gündemde değil. Eğer kapalı kapılar ardında bir şeyler dönmüyorsa bu cezaların bizi çok sarsacağını düşünüyorum.
Sizin düşünceniz nedir? Mesela 10 milyar dolar ya da üstü bir ceza bizi ne duruma getirir?
Saygılarımla.
Sn. Mahfi hocam, olası nedenleri ile açıkladığınız son günlerde konuşulan Moody's in not indirimi ile ilgili yazınız için çok teşekkür ederim. Ziyadesiyle faydalandım. Daha fazla kişiye ulaşması için sitenizi makro ekonomi ile ilgili tanıdıklarımla paylaşıyorum.
YanıtlaSilSaygılarımla,
Mehmet K.
Hocam fevkâlâde bir yazı kaleme almışsın eline sağlık.
YanıtlaSilHocam merhaba,
YanıtlaSilBiz yıllardır imf politikaları uyguladık. İmf heyetleri ülkemize gelir ve ekonomimizin çok iyi yolda olduğunu söylerlerdi. Tabiri caizse kırmadığımız rekor kalmazdı ancak her seferinde de sonu ekonomik krizle biterdi. Ben ekonomik verileri gözardı edelim demiyorum ama, bu kurumlar ne kadar güvenilir diye düşünmeden de edemiyorum. Bu kuruluşların kararlarında, aklıma, hep bir ekonomik tetikçinin anıları geliyor, teşekkürler.
Yerli ve milli bir kredi derecelendirme kuruluşu kursak direk tam puani caksak en guzeli. Yada tuik verileri biraz daha eyse bukse. Yada acaba not düşünce oy orani artiyorda biz buyuk resmi goremiyormuyuz.
YanıtlaSilAmaç ne pahasına olursa olsun hukuksuz büyüme olamaz
YanıtlaSilHocam siz tabii olarak konuyu objektif olarak ele almış olabilirsiniz. Fakat bu ve benzer kuruluşların yaptığı değerlendirmeleri objektif olarak görmüyorum.
YanıtlaSilMahfi bey bu yazınızdan sonra bankalarımızın da bir çoğunun notu düşürüldü, bu durumda sendikasyon gibi yurt dışından para bulmada faiz artışı olur mu? Teşekkürler.
YanıtlaSilMoodys in güvenilirliği ?
YanıtlaSilGeçmişteki fiyaskoları ?
ABD ve İtalyanın Moodys e dava açması ve ABD nin tazminat alması ?
General Motors un CEO sunun Moodys in notunu önemsemediği açıklama ?
Japon Kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiyenin notunu niye düşürmediği, verilerden daha güçlü olduğunu söylemesi.
Mahfi hocam merhaba
YanıtlaSilTürkiye kendi derecelendirme kuruluşunu oluşturmak için çalışmalara başladığını TBB başkanı ve BDDK açıkladı. sizce bu kuruluş neyi farklı yapacakta bu bildiğimiz 3 adet kuruluş ( fitch. ,s&p , moddy's ) dan daha öne çıkabilecek, her şey açıkça ortada değil mi ? bu kuruluş bize daha iyi not mu verecek . sadece not düşüşüne bakmak ne derece doğru . CDS primleri zaten her şeyi açıkça ortaya koymuyor mu ? dünyada yanlış hatırlamıyorsam 29 adetin üzerinde derecelendirme kuruluşu var ama 3 tanesi konuşuluyor. sizce bu kuruluş gereksiz maliyet değil mi ayrıca kuruluşun bağımsız bir kuruluş olduğu belirtiliyor. bu kuruluşu devlet kendisi kuracaksa nasıl bağımsız olabilir
Sanırım konu şu açıdan da değerlendirilebilir: S&P 2016 yılında Türkiye'nin notunu iki kademe birden düşürdüğünden beri Moody's ve Fitch'in Türkiye değerlendirmeleri ile S&P arasında kademe uyuşmazlığı
YanıtlaSilvar.
Fitch'i bir yana bırakırsak.
Moody's 2017 Mart'ında Ba1 not seviyesini korurken görünümü negatife çekmişti. Son bir yıl içinde
Türkiye'nin profilinde olumlu yönde çok büyük değişiklikler olmadı. Aksine kur, enflasyon, cari
açık, siyasi belirsizlikler (gelecek seçimler, bir sistem değişikliğine yönelim, gerilen politik
ortam), jeolpolitik riskler, vs. vs. negatif şeyler toptan artma eğiliminde.
Global finans ortamında da FED'in beklenen faiz artışları, parasal sıkılaştırmaların başlaması, vs. vs.
Moody's bu hamlesi ile S&P ile arasındaki not düzeltme fırsatını değerlendirdi tüm bu kapsamda.
Negatif görünümden daha kötü bir gelecek görüyorum ve notu düşürüyorum ama Türkiye'nin mali yönden
güçlü olması nedeni ile görünümü durağana düzeltiyorum demiş (bir teselli, S&P de görünüm uzunca bir
zamandır negatif'de).
Tekrar daha titiz davranılan, daha kıt not verilen bir döneme giriyoruz. Türkiye'nin işi kolay
olmayacak. Ay başından beri tahvil piyasasında kademeli satış görünüyor; FED ve ECB faiz
arttırmaya ve aktiflerini küçültmeye başladığında (henüz başlamadılar) ne olur diye düşünmek lazım.
Yatırımcıların daha hassas, seçici olacağı ve riskten olabildiğince kaçınacağı bir ortama doğru
gidiliyor (olunabilir).
---
İyi not aldığında sen alırsın, kötü not aldığında hoca verir.
Değerlendirme değerlendirme, ölçü ölçüdür. Yapılması gereken zayıf aldığında bundan alınacak bir
ders varsa alıp/çıkarıp, eksikliklerini görüp, yalnışlıklarına bakıp bunları düzeltmenin yolu
aranır.