Yaşam Kendi Seçimlerimizle Biçimlenir
Varoluşçuluk, insanın dünyadaki yerini ve yaşamın anlamını sorgulayan en çarpıcı felsefe akımlarından biridir. Bu düşünceye göre insan, önceden belirlenmiş bir özle dünyaya gelmez; önce var olur, sonra kim olacağını kendi seçimleriyle belirler. Varoluşçuluk bu yönüyle kaderci anlayışlardan ayrılır, ancak insanın sorumluluğunu da çok daha ağır bir noktaya taşır. Varoluşçular, Tanrı’nın varlığı konusundaki yaklaşımlarına göre iki ana gruba ayrılır. Teist varoluşçular arasında yer alan Søren Kierkegaard, insanın kaygı ve umutsuzlukla başa çıkabilmesi için bir inanç sıçrayışı yapması gerektiğini savunur. Karl Jaspers ise ölüm, acı ve suç gibi uç durumlar aracılığıyla insanın hem kendisiyle hem de Tanrı’yla yüzleştiğini belirtir. Ateist varoluşçular ise evrende önceden verilmiş bir anlam olmadığını savunur. Jean-Paul Sartre, insanın özgürlüğe mahkûm olduğunu söyler. Buna göre insan seçim yapmaktan kaçamaz ve bu durum onu yaptığı seçimler dolayısıyla sorumlu kılar. Albert Camus, insanın ...